Eigen RadarSanat
Analiz

Markus Schleinzer, Rose’un özgürlük arayışını Seminci’ye taşıdı

Markus Schleinzer, Rose filmini Valladolid’deki Seminci’de sundu. Sandra Hüller, 17. yüzyıl Almanya’sında erkek olarak yaşayan bir kadını canlandırıyor. Avusturyalı yönetmen, üçüncü uzun metrajını hazırlarken yaptığı tarih araştırmasını ve siyah beyaz çekim kararını anlattı. Ona göre rengin çıkarılması, görüntüdeki bilgiyi azaltıyor ve oyunculara daha çok alan açıyor. Film, toplumun dayattığı sınırların dışında özgürlük arayan bir kişiyi izliyor.

Sanat··Öğle
Siyah beyaz sahnede, dönem giysili bir kişi ahşap döşemeli sade bir odada sırtı kameraya dönük yürüyor.

Tarihsel dram Valladolid’de gösterildi

Markus Schleinzer, Rose filmini İspanya’nın Valladolid kentindeki 71. Seminci’nin resmî yarışmasında sundu. Avusturyalı yönetmenin üçüncü uzun metrajında Sandra Hüller başrolü üstleniyor. Tarihsel dram, 17. yüzyıl Almanya’sında erkek olarak yaşayan bir kadını izliyor. Film, kendilerine tanınmayan özgürlüklere ulaşmaya çalışan insanların tarihsel örneklerinden yola çıkıyor. Seminci’nin sunuma ilişkin haberiyle Tribuna de Valladolid’in festival haberi, yapımı günün yarışma filmleri arasında sayıyor. Hüller, Berlin Film Festivali’nde en iyi oyunculuk dalında Gümüş Ayı kazanmıştı. Valladolid’deki gösterim filmin İspanya prömiyeri oldu. Schleinzer de festival seyircisiyle buluşarak bu tarihsel öyküyü hangi araştırmalarla ve görsel tercihlerle kurduğunu anlattı. Yönetmenin açıklamaları, filmin ana kişisinin içinde yaşadığı toplumsal sınırlarla nasıl karşı karşıya kaldığına odaklandı.[1], [2]

Araştırma özgürlük arayan kadınları izledi

Schleinzer, filmin tarihsel ortamını hazırlarken erken modern dönemden tanıklıklar okuduğunu anlattı. Araştırması sırasında cinsiyetlerine dayatılan sınırlardan kaçmaya çalışan üç yüz başka kadının öyküsüyle karşılaştığını söyledi. Bu sayı bütün örneklerin sayımı değil, yönetmenin bulduğu anlatıları gösteriyor. Ona göre gerçek sayı daha yüksek olabilir; çünkü günümüze ulaşan örnekler çoğunlukla kimliği açığa çıkarılan ya da yakalanan kişileri anlatıyor. Bu kadınların erkek olarak yaşama nedenleri de birbirinden farklıydı. Savaş koşullarında hareket edenler, kötü muameleden kaçmak isteyenler ve eğitim olanağı arayanlar vardı. Schleinzer, farklı nedenlerin ortak amacını daha çok özgürlük elde etmek olarak tarif etti. Bu tarihsel öyküleri, toplumun farklı gördüğü insanlara nasıl davrandığı sorusuyla ilişkilendirdi. Bu sorunun kendi filmlerinde daha önce de yer aldığını belirtti.[1]

Siyah beyaz, oyunculuğu öne çıkarıyor

Filmin siyah beyaz görüntüsü, Schleinzer ile görüntü yönetmeni Gerald Kerkletz’in birlikte çalışmasıyla biçimlendi. Schleinzer, rengi çıkarmayı görüntüdeki bilginin azaltılması olarak açıklıyor. Ona göre geriye kalan öğeler böylece daha güçlü hâle geliyor. Çevredeki başka görsel öğeler yerine oyuncuların anlatıyı taşıması önem kazanıyor. Yönetmen, siyah beyazı bu nedenle bir anlatım aracı olarak görüyor. Rose’un uluslararası film dalında Oscar adayı olarak seçilmesi sorulduğunda ise ödülün önüne seyirciye ulaşmayı koydu. Film üzerine Valladolid’deki gibi konuşmalar yapabilmeyi kendisi için değerli bulduğunu anlattı. Ödül kazanılsa da kazanılmasa da sinema yapma çalışmasının zaten tamamlandığını belirtti. Onun bu yaklaşımında, yapıtın üretilmesi ve izleyicilerle buluşması, daha sonra gelecek yarışma sonucundan bağımsız olarak önem taşıyor.[1]

Kaynakça

  1. Haber kaynağıSeminciMarkus Schleinzer, Rose’un siyah beyaz anlatımını Seminci’de anlattı↩1↩2↩3
  2. Haber kaynağıTribuna de ValladolidIsabelle Stever, I Rarely Wake Up Dreaming’i Seminci’de sundu↩