Volkswagen dört fabrikada kâr yolu göremezken, UniCredit Commerzbank'ın yüzde 48'ine ulaştı
Volkswagen'den Oliver Blume, dört Alman fabrikasının kâra ve kazanca giden yolu olmadığını söyledi. Jens Weidmann, UniCredit'in Commerzbank bankasındaki genel kurulu yönetmeye yeten yüzde 48 payının devralma hukukunun gözden geçirilmesini gerektirdiğini söyledi.
Ekonomi ve Piyasalar··Gece
Dört fabrikanın 2030'larda kâra giden görünür bir yolu yok
Oliver Blume, Volkswagen'in şirket içi ağında yayımlanan söyleşide Volkswagen'in ve Alman otomotivinin tarihlerinin en büyük altüst oluşunu yaşadığını söyledi. Kapanma kararı yok; buna karşın Emden, Hannover, Zwickau ve Neckarsulm için şu anda kârlılık ve kazanç yolu göremediklerini yineledi. Avrupa'da yılda 500.000 araçlık fazla üretim kapasitesi bulunduğunu söyledi.[1]
İşten çıkarmalar sürerken IG Metall kapanmalara direniyor
Blume, fabrika kapatmayı en son ve en pahalı çözüm diye tanımladı; üretimin durabileceği yerlerde başka sanayi kullanımları arandığını, Osnabrück için savunma sanayisiyle görüşmelerin ilerlediğini belirtti. Grup 50.000 kişilik işten çıkarma kararı almış, 37.000 çalışanla anlaşmaya varmıştı; bu geniş bir istihdam kesintisi. IG Metall başkanı Christiane Benner 21 Ağustos'ta yönetimi sert biçimde eleştirmiş ve kapanmalara direneceğini söylemişti.[1]
UniCredit'in yüzde 48'i Weidmann'ı yasa incelemesi istemeye götürdü
Commerzbank denetim kurulu başkanı Jens Weidmann, UniCredit'in yüzde 48 pay ile ortaklar genel kurulunu yönetebilecek konuma gelmesinin Alman devralma hukukuna ilişkin sorular doğurduğunu söyledi ve yasa koyucunun konuyu incelemesini önerdi. Weidmann'a göre UniCredit, uygun bir kontrol primi ödemeden ve finansal açıdan cazip olmayan bir teklifle çoğunluğa ulaştı. Mevcut payların yaklaşık yüzde 73'ünden yüzde 18'den azı kurumsal ve bireysel yatırımcılarca teklife sunuldu, kalan UniCredit bağlantılı bankalardan geldi. Weidmann, federal hükümetin bu bankadaki payının bir kurtarma önleminin parçası olduğunu, uzun vadede çekilmesi gerektiğini, ancak bu aşamada Almanya'nın üretim üssü olarak çıkarlarını temsil etmek için ortak kalmasının anlamlı olduğunu söyledi. Görüşler Sueddeutsche Zeitung'a verildi.[2]