SDF'nin feshi, Suriye'nin sıradaki güvenlik pazarlığını açıyor
SDF'nin Suriye ordusuna katılarak dağılması, Şam'ın iç komuta düzenini merkezîleştirme çabasını ilerletti. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik bunu ülkenin birliği için önemli bir eşik sayarken Putin ile Ahmed eş-Şara, Humeymim ve Tartus'taki Rus tesislerini yeniden düzenleyen 9 Ağustos mutabakatını görüştü. Şam, yerel silahlı güçleri ve yabancı askerî varlığı merkezî yönetimle yeniden ilişkilendirirken Türkiye ile Rusya'nın beklentilerini ayrı kanallarda ele alıyor.
Jeopolitik··Gece
Ankara'nın birlik hesabı
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, SDF'nin Suriye ordusuna katılarak dağılmasını ülkenin iç birliğini güçlendiren bir eşik olarak tanımladı. Ankara'nın bu desteği, Türkiye'deki PKK süreciyle Suriye'nin kuzeyindeki askerî düzenlemeyi aynı güvenlik çerçevesinde gördüğünü ortaya koyuyor. PKK'nın 2025'te silah bırakma ve dağılma kararı açıklamasının ardından Türkiye Büyük Millet Meclisi bu ay sürece hukuki çerçeve sağlayan yasayı kabul etti. Türkiye ise Suriye'de hâlâ binlerce asker bulunduruyor ve kendi güvenlik kaygıları ortadan kalkmadan çekilmeyeceğini söylüyor.[1]
Rus üsleri yeni biçim alıyor
Suriye'nin dış güvenlik düzeninde ise Rusya ile yapılan ayrı pazarlık öne çıkıyor. Vladimir Putin ile Ahmed eş-Şara'nın telefon görüşmesinde, Humeymim Hava Üssü ile Tartus lojistik destek noktasını yeniden düzenleyen 9 Ağustos mutabakatı ele alındı. Şam'ın bu ay açıkladığı anlaşma, 18 aylık görüşmelerin ardından iki tesisi ortak eğitim ve kapasite geliştirme merkezlerine dönüştürüyor; sivil kullanıma ayrılan bölümler Suriye yönetimine geçiyor. Moskova böylece Esad dönemindeki askerî varlığını aynen korumak yerine yeni yönetimle tanımlanmış bir çerçeveye taşımaya çalışıyor.[2]
Tek merkez, ayrı ortaklıklar
İki gelişmenin ortak noktası, Şam'ın güç kullanımına ilişkin kararları merkezde toplama çabası. SDF'nin bağımsız askerî yapı olarak sona ermesi iç komuta düzenini değiştirirken Rus tesislerinin ortak merkezlere dönüştürülmesi yabancı varlığın koşullarını yeniden yazıyor. Ancak haberler, Ankara ile Moskova arasında eşgüdümlü bir plan bulunduğunu göstermiyor; bunlar farklı aktörlerle yürütülen ayrı süreçler. Bu nedenle Suriye'nin toprak bütünlüğü söylemi, sahadaki yeni düzenin tamamlandığını değil, askerî birliklerin ve dış ortakların hangi şartlarla merkezî yönetime bağlanacağına dair pazarlığın yeni aşamasını anlatıyor.[1], [2]