AB bakanları geri gönderme merkezlerini görüşüyor; beş ülke Afrika’da yer arıyor
Avrupa Birliği içişleri bakanları Lüksemburg’da, Birlik dışında kurulması önerilen geri gönderme merkezlerini görüşüyor. Danimarka, Avusturya, Yunanistan, Almanya ve Hollanda yer seçenekleri araştırırken, milletvekilleri Ruanda’yı olası ilk ortak olarak değerlendiriyor. Yunanistan, gelecek yıl Afrika’da merkez açmayı hedefliyor. Görüşmeler, kalma hakkı bulunmayan kişilerin geri gönderilmesine ilişkin; imzalanmış ortak bir anlaşma veya işlemeye başlamış ortak sistem açıklanmadı.
Jeopolitik··Akşam
Lüksemburg görüşmeleri dışarıdaki merkezleri de kapsıyor
Avrupa Birliği içişleri bakanları, 1 Ekim’de Lüksemburg’daki toplantıda kalma hakkı bulunmayan kişilerin geri gönderilmesini görüşüyor. Öneriler arasında Birlik dışında kurulacak merkezler de bulunuyor. Bunlar, iltica başvurusu reddedilen kişilerin son varış yeri veya kendi ülkelerine gönderilmeden önce tutulacakları geçiş noktaları olarak tasarlanıyor. Yunanistan AB desteği ararken, beş ülke Birlik dışında yer seçenekleri araştırıyor.[1], [2]
Beş ülke Afrika’da yer seçenekleri araştırıyor
Danimarka, Avusturya, Yunanistan, Almanya ve Hollanda merkez kurulması için seçenekleri araştırıyor. Yeşiller grubundan milletvekilleri Anna Strolenberg ile Tineke Strik, Afrika gezisinin ardından Ruanda ve Uganda makamlarının önerilere açık göründüğünü söyledi. Strolenberg, ilk anlaşma için Ruanda’yı en olası seçenek olarak değerlendirdi. Bu değerlendirme milletvekillerine ait; beş hükümet hangi ülkelerle görüştüğünü açıklamadı.[1]
Yunanistan Göç Bakanı Thanos Plevris, Atina’nın gelecek yıl Afrika’da bir merkez açmayı hedeflediğini söyledi. Bakan, ülkenin adını henüz açıklayamayacağını belirtti. İmzalanmış ortak bir anlaşma veya işlemeye başlamış ortak geri gönderme sistemi duyurulmadı.[1]
Merkezlerin etkisi konusunda destekçilerle eleştirenler ayrılıyor
Destekçiler, dışarıdaki merkezlerin geri göndermeyi kolaylaştırabileceğini ve düzensiz göçü caydırabileceğini savunuyor. Eleştirenler ise etkinliğini sorguluyor; merkezlerde tutulan kişilerin hukuki belirsizlik, yetersiz denetim ve korumaya erişim güçlüğü yaşayabileceğini belirtiyor. Bakanların gündeminde öncelikli üçüncü ülkelerle işbirliğini geliştirmek de var. Merkezlerin önerilen işleyişi, sınır politikalarıyla birlikte görüşme ve pazarlık aşamasında ele alınıyor.[1]