Amnesty’nin Fas araştırması telefon casus yazılımını aşan gözetim iddialarını açığa çıkardı
Amnesty International, Fas iç istihbaratının gazeteciler ve insan hakları savunucularına yönelik gözetim iddialarını inceleyen yeni araştırmasını yayımladı. Eski bir çalışanın anlatımıyla sızdırılmış veriler, telefon casus yazılımının yanında evlerde ve araçlarda gizli ses ve görüntü kaydı yapıldığı iddialarını da içeriyor. Araştırma önceki faaliyetleri yeniden inceliyor ve uluslararası teknoloji tedarikçilerinin denetlenmesini istiyor. Fas daha önce Pegasus suçlamalarını reddetmişti.
Jeopolitik··Gece
Önceki gözetim faaliyetlerine ilişkin yeni araştırma
Amnesty International, Fas iç istihbaratının gazeteciler ve insan hakları savunucularına yönelik gözetim iddialarını inceleyen yeni araştırmasını yayımladı. Örgüt, eski bir çalışanın anlatımını, sızdırılmış malzemeyi ve gazetecilik araştırmalarını birleştirerek önceki faaliyetleri ele aldı. Pegasus casus yazılımının kullanılmasından, Fransızca adının baş harfleriyle DGST olarak bilinen Fas iç istihbarat servisini sorumlu tutuyor.[1], [2]
Telefonlar ve özel alanlar
Bir veri kümesinde eylül ile aralık 2017 arasında Pegasus sistemine girildiği belirtilen 103 telefon numarası bulunuyor. Amnesty, bunların 65’ini sivil toplum mensuplarıyla eşleştirdi; grupta 34 insan hakları savunucusu ve 22 gazeteci yer alıyor. Eski çalışanın anlatımına göre telefonlara satıştan önce mağazalarda müdahale ediliyor, evlere ve araçlara gizli ses veya görüntü kayıt düzenekleri yerleştiriliyordu. Araştırmada havalimanlarında ve başka yerlerde cihazlara erişildiği de öne sürülüyor.[1]
Tedarikçiler ve yanıtsız kalan sorular
Araştırma, araştırmacı gazetecilik ağı Forbidden Stories’in koordine ettiği işbirliğinde 14 medya kuruluşuyla yürütüldü. Amnesty, gözetim teknolojisinin İsrail, Avrupa ve ABD bağlantılı tedarikçilerden alındığını belirtti; insan haklarını koruyacak güvenceler ve tedarik zincirinin etkili biçimde denetlenmesini istedi. Fas makamları Pegasus suçlamalarını daha önce reddetti. Amnesty, yeni araştırmaya ilişkin sorularına dört hafta boyunca yanıt alamadığını belirtiyor.[1]