Rubio İzlanda’daki ABD askerî genişlemesini Reykjavik’in onayına bağladı
Marco Rubio, ABD’nin İzlanda hükümetinin onayı olmadan ülkedeki askerî varlığını genişletmeyeceğini veya askerî altyapı kurmayacağını söyledi. Taahhüt, müttefiklerin Arktik güvenliği ve ekonomik işbirliğini görüştüğü Reykjavik’teki ortak basın toplantısında geldi. İzlanda Dışişleri Bakanı, egemenliğin önemini ve uzun süredir devam eden savunma ilişkisinin gücünü vurguladı. Görüşmede belirli bir yeni üs anlaşması veya kuvvet konuşlandırması açıklanmadı.
Jeopolitik··Gece
Genişlemenin koşulu Reykjavik’in onayı
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 6 Ekim’de Washington’ın İzlanda hükümetinin onayı olmadan ülkedeki askerî varlığını genişletmeyeceğini veya askerî altyapı kurmayacağını söyledi. Reykjavik’te İzlanda Dışişleri Bakanı Thorgerdur Katrin Gunnarsdottir ile ortak basın toplantısı yaptı. Olası bir askerî genişleme sorulduğunda İzlandalı yetkililerle işbirliğini vurguladı ve birlikte daha fazlasını yapma isteği bulunduğunu belirtti. Belirli bir yeni üs anlaşması veya ek kuvvet konuşlandırması açıklanmadı.[1], [2]
İşbirliği gündeminde Arktik güvenliği öne çıktı
Rubio, İzlanda’nın Kuzey Atlantik ve Arktik bölgesindeki konumunu vurguladı. Askerî, ekonomik ve altyapıyla ilgili tehditlerin büyüdüğünü söyledi; Washington’ın daha yakın işbirliğine açık olduğunu belirtti. Gunnarsdottir, İzlanda’nın egemenliğini ve savunma ilişkisinin gücünü vurguladı. Trump’ın ülkeyi ABD bayrağı altında gösteren haritasını daha önce protesto ettiğini hatırlattı. Veri merkezleri, ilaç üretimi, Ukrayna ve Orta Doğu da görüşmelerin konuları arasındaydı.[1]
Ziyaretin dayanağı uzun süreli savunma anlaşması
İzlanda, savunma birliği Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü, yani NATO üyesi olmasına rağmen daimî ordu bulundurmuyor. Müttefikler, 1951’deki savunma anlaşmasının 75. yılını anıyor. Rubio ayrıca Başbakan Kristrun Frostadottir ile görüştü. Reagan ile Gorbaçov’un 1986’daki zirvesine ev sahipliği yapan Höfdi binasını ziyaret etti. Bakanlar savunmanın yanında ticari işbirliğini de ele aldı. Gunnarsdottir, görüşmelerde tarifelerin özel olarak tartışılmadığını söyledi.[1]