Netanyahu, NAZA’da konuşan askerlerin soruşturulmasını istedi
Benjamin Netanyahu, NAZA belgeselinde isimsiz konuşan askerlerin soruşturulması ve yargılanması için İsrail’in başsavcısına ve güvenlik kurumlarının başkanlarına başvurdu. Film, Gazze’de sivillerin sistematik biçimde öldürüldüğüne ilişkin suçlamalar içeriyor; İsrail ordusu bunları reddediyor. Başvuru, İsrail’de seçim yaklaşırken yönetmenlere yönelik tehditlerle büyüyen tartışmaya hukuki baskıyı da ekledi. Netanyahu, katılımcıları gizli bilgi sızdırmakla da suçladı.
Jeopolitik··Öğle
Netanyahu cezai soruşturma istedi
İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, NAZA belgeselinde isimsiz konuşan askerlerin soruşturulmasını ve yargılanmasını istedi. Bu talebi başsavcıya, orduya ve İsrail’in iç güvenlik kurumu Şin Bet’in başkanına iletti. Katılımcıları hassas bilgileri sızdırmak, ceza gerektiren iftira ve İsrail’in diplomatik ve güvenlik çıkarlarına zarar vermekle suçladı. Başvuru, Gazze’deki askeri operasyonlara ilişkin belgeselin ülkede yarattığı tartışmanın ardından geldi.[1], [2]
Film sivillerin sistematik öldürüldüğü iddiasını içeriyor
Yuval Abraham ile Rachel Szor’un yönettiği NAZA, isimlerini açıklamayan iki düzine asker ve istihbarat görevlisiyle yapılan görüşmeleri içeriyor. Katılımcılar, Gazze’de sivillerin sistematik biçimde topluca öldürüldüğünü ileri sürüyor. Hedef seçimi yöntemlerini ve bu süreçte yapay zekânın kullanımını anlatıyorlar. İsrail ordusu bu suçlamaları reddediyor. Belgeselin adı, ordunun saldırılarda beklenen sivil kayıpları ifade eden kısaltmasından geliyor. Film geçen ay Venedik Uluslararası Film Festivali’nde gösterildi ; İsrail’de filme ilişkin sert tartışma yaşandı.[1]
Seçim öncesinde yönetmenlere tehditler yöneltildi
Abraham ve Szor, kendilerine ve ailelerine yönelik tehditler ile vatana ihanet suçlamalarıyla karşılaştı. İki yönetmen henüz İsrail’e dönmedi. Hükümet, filmi itibarsızlaştırmak amacıyla karşı bir belgesel yayımladı. Netanyahu ve üst düzey bakanlar, İsrail askerlerini karalayanların vatandaşlığını kaldırmaya izin veren yasa hazırlama sözü de vermişti. Sınır Tanımayan Gazeteciler ve başka kuruluşlar, ekibe yönelik saldırıları kınadı. Bunları 27 Ekim seçimi öncesinde basına yönelik baskı olarak değerlendirdi.[1]