Tiran’da öğrenciler hem Rama’nın hem muhalefet liderinin ayrılmasını istedi
Arnavutluk’ta hükümet karşıtı gösteriler 24 Ekim’de on ikinci gününe girerken, Tiran’daki öğrenciler siyasi partilerin müdahalesini reddetti. Bildirilerde hem Başbakan Edi Rama’nın hem muhalefet lideri Sali Berişa’nın ayrılması istendi. Öğrenciler, meslek örgütleri ve muhalefet destekçileri ayrı noktalarda toplandı. Eğitim Bakanlığı ve başbakanlık çevresinde çatışmalar çıktı; polis göz yaşartıcı gaz ve tazyikli su kullandı. Öğrenciler hareketlerinin bağımsızlığını vurguladı.
Jeopolitik··Gece
On ikinci günde göstericiler ayrı noktalarda toplandı
Arnavutluk’un başkenti Tiran’da öğrencilerin öncülük ettiği hükümet karşıtı gösterilerde 24 Ekim’de polisle yeniden çatışmalar çıktı. Göstericiler taş atarken, polis göz yaşartıcı gaz ve tazyikli su kullandı. Katılımcılar Başbakan Edi Rama’nın istifasını istemeyi sürdürdü.[1], [2]
Hareketin on ikinci gününde öğrenciler, meslek örgütleri ve muhalefetteki Demokrat Parti destekçileri üç ayrı noktada toplandı. Meslek örgütlerinin temsilcileri, başbakanlık önünde kısa süreli bir gösteri yaptıktan sonra Eğitim Bakanlığı’na yürüdü.[1]
Öğrenciler Berişa’nın da ayrılmasını istedi
Öğrenciler, hareketlerinin siyasi partilerden bağımsız olduğunu vurguladı. Toplanma yerlerinde dağıtılan bildirilerde hem Rama’nın hem Demokrat Parti lideri Sali Berişa’nın ayrılması istendi. Berişa katılım çağrısı yaptı ancak yürüyüşe şahsen katılmadı; partisinin milletvekilleri en önde yer aldı. Parti destekçileri, Rama’nın diyalog için başbakanlık önüne yerleştirdiği oturma düzenindeki eşyaları ateşe verdi.[1]
Bakanlık önündeki çatışmalar başbakanlığa doğru yayıldı
Eğitim Bakanlığı önünde göstericiler kaldırım taşlarını söktü ve çöp konteynerlerini yakarak barikat kurdu. Gruplar İskender Bey Meydanı ile Dëshmorët e Kombit Bulvarı’na yönelirken, başbakanlık yakınında da çatışmalar yaşandı. Başka kentlerden gelenlerin artması üzerine başkente uzanan yollardaki araç kontrolleri sıklaştırıldı. Rama görüşme çağrısını sürdürdü; barışçı protestoyu demokratik bir değer olarak tanımlarken kamu güvenliğine yönelik şiddeti kınadı.[1]