Kuveyt, mahkeme davasına ilişkin açıklama üzerine İran büyükelçisini çağırdı
Kuveyt, bir suikast davasında İran vatandaşına yöneltilen suçlamaları reddeden büyükelçilik açıklamasının ardından İran büyükelçisine protesto notası verdi. Kuveyt yönetimi, açıklamayı yargısına müdahale olarak niteledi. Diplomatik anlaşmazlık, üç sanığa verilen ölüm cezalarının ardından çıktı. İran büyükelçiliği ise suçlanan vatandaşının son on yıldır Kuveyt’te bulunmadığını belirterek ulusal güvenliği tehdit eden herhangi bir eyleme katıldığı iddiasını reddetti.
Jeopolitik··Sabah
Kuveyt diplomatik protestoda bulundu
Kuveyt, İran Büyükelçisi Muhammed Tutunci’yi 28 Ekim’de çağırarak büyükelçiliğin açıklaması üzerine resmî protesto notası verdi. Notayı Dışişleri Bakan Yardımcısı Hamad Süleyman el-Meşan iletti. Kuveyt Dışişleri Bakanlığı, bir mahkeme davasına ilişkin büyükelçilik açıklamasını ülkenin iç işlerine müdahale olarak niteledi. Bakanlık, açıklamanın ülkenin egemenliğine ve yargının bağımsızlığına zarar verdiğini savundu; ulusal mahkemelerin kararlarına dışarıdan müdahaleyi reddetti.[1], [2]
Büyükelçilik suikast suçlamasını reddetti
İran büyükelçiliği, vatandaşlarından birinin yetkilileri öldürme tasarısına ya da Kuveyt’in ulusal güvenliğini tehdit eden başka bir eyleme katıldığı suçlamasını reddetti. Açıklamada, söz konusu kişinin son on yılda Kuveyt’te bulunmadığı belirtildi. Büyükelçilik suçlamaları dayanaksız olarak niteledi; İran vatandaşlarına yöneltilen bu tür iddiaların iyi komşuluk ilişkilerine aykırı olduğunu savundu. Böylece iki ülke, açıklamanın kendisi üzerine de karşı karşıya geldi.[1]
Anlaşmazlık mahkeme kararının ardından çıktı
Kuveyt’te bir mahkeme, pazartesi günü İran ve Lübnan’daki silahlı hareket Hizbullah ile iş birliği ve üst düzey yetkilileri öldürme tasarısı suçlamalarını içeren davada üç sanığa ölüm cezası vermişti. İddia edilen hedefler arasında İçişleri Bakanı Fahad el-Yusuf da bulunuyordu. Diğer sekiz sanığa beşer yıl hapis cezası verildi. Kuveyt, İran’dan uluslararası hukuka, iç işlerine karışmama ilkesine ve diplomatik ilişkileri düzenleyen 1961 Viyana Sözleşmesi’ne uymasını istedi.[1]