Eşitlikten açığa

Son çeyreğin başında tabela 67-67. Türk Telekom ilk çeyreği 21-16, devreyi 45-43 önde bitirmiş; üçüncü bölüm sonunda üstünlüğünü kaybetmiş. Šiauliai, son çeyreğin ilk 6 dakikasında 14-4’lük bölüm yakalıyor. Ben bu maçın dönüm noktasını burada ararım. Sonradan gelen serbest atışların öncesinde, eşit başlayan bölümün içinden çift haneli bir fark çıkıyor. Ankara’daki 84-94’lük yenilgiyi anlamak için önce o birkaç dakikanın hücumlarını düşünmek gerekiyor.[1]

İlk yarıdaki daralma da önemli. İlk arada 5 sayı olan üstünlük, ikinci çeyrek sonunda 2 sayıya iniyor. İki takımın ikinci bölümde toplam 51 sayı üretmesi, Türk Telekom’un hücum yapabildiği bir bölümde bile farkını büyütemediğini gösteriyor. Üçüncü çeyreğin sonundaki eşitlik ise ev sahibine yeniden başlama olanağı veriyor. Önceki çeyreklerin skoru, son bölümdeki her hücumu aynı başlangıç çizgisinden oynama fırsatı bırakmış.[1]

Böyle bir başlangıcın ardından 6 dakikada yalnızca 4 sayı bulmak, savunmanın her pozisyondaki yükünü artırır. Hücumdan yeterli karşılık gelmediğinde rakibin sıradan bir sayı serisi bile açığı büyütür. Bu maç için benim çıkarımım, son çeyrekte hücumun sürekliliğini kaybetmenin geri dönüşü pahalılaştırdığı. Bunun olası başka açıklaması da şutların kısa bir bölümde girmemesi. Tek maçın sayı akışı, hangi beşlinin ya da hangi pas kararının sorumlu olduğunu tek başına söylemiyor.[1]

Hücumun ikinci pası

Fark bir aşamada 15 sayıya kadar çıkıyor. Kapanışın serbest atışlarla geçtiği bir maçta bu, geriden gelen takımın aynı anda iki iş yapmasını gerektirir: kendi hücumunu sayıyla bitirmek ve karşılığında rakibin sayı bulmasını önlemek. Türk Telekom farkı kapatamıyor. Bu yüzden son dakikalardaki gayreti, ilk 6 dakikanın açığını hesaba katmadan değerlendirmek eksik kalır. Maçın sonunu oynama becerisi, son çeyreğin başında kullanılabilir bir skor bırakmayı da kapsıyor.[1]

Benim saha kenarındaki sorum şu olurdu: Türk Telekom’un son çeyreğin başındaki hücumları, ilk savunma hamlesinden sonra ikinci bir iyi şut olanağı yaratıyor mu? Beşlinin işleyişini yalnızca oyuncuların toplam sayılarıyla ölçmek burada yetersiz. Topu getiren oyuncu baskıyla karşılaştığında bir sonraki pasın kime ve hangi açıyla gittiği, hücumun devam edip etmediğini anlatır. Açık şut üretip kaçırmakla, hücumun sonunda zor bir atışa kalmak farklı çözümler gerektirir.[1]

Šiauliai karşısındaki skor akışı, çalışılması gereken bölümü belirginleştiriyor: eşitlikten çift haneli açığa geçilen son çeyrek başlangıcı. O bölümdeki şutların niteliği ile pasın devamlılığı, teknik ekibin beşli tercihlerini değerlendirmek için somut bir başlangıç olur. Türk Telekom’un 4 Avrupa Kupası maçında 3 yenilgi alması baskıyı büyütüyor. Bu maçtan çıkarılabilecek sınırlı ama işe yarar ders, geri dönüş arayışını başlatan hücum kopukluğunun üzerinde durmak.[1]