Üst üste gelen taşlar
Gökkuşağı kumtaşı, siyah mermer ve Carrara mermeri: Alicja Kwade’nin L’Élévation des Mondes adlı heykelinde farklı taşlar kürelere dönüşüp üst üste yükseliyor. Paris’teki Grand Palais’nin önünde, Avenue Winston Churchill’e yerleştirilen yapıtın yüksekliği dört metreyi aşıyor. Eserin taşıyıcısı olan taş, burada yalnızca bir renk seçimi sunmuyor. Küre biçimi, birbirinden farklı malzemeleri aynı ölçü dili içinde okumaya çağırıyor. Bir kuleyi oluşturan parçalar aynı biçimi paylaşırken, yüzeyleri aralarındaki farkı görünür tutuyor.[1]
Yapıtı temsil eden Mennour galerisi, bu taşları dünya düzeni, iktidar ve insanların evreni açıklamak için kurduğu sistemlerle ilişkilendiriyor; kule biçimini de Babil Kulesi üzerinden açıklıyor. Bu yorumun nesnedeki dayanağı, çeşitliliğin tek bir yükselen dizilişe bağlanması. Taşların farklılığıyla düzenin ortaklığı aynı anda görülebiliyor. Heykelin sorusu böylece malzemesinde kalıyor: Birbirinden farklı parçaları tek bir bütün gibi göstermek için nasıl bir biçim kurulur?[1]
Bu kuleyi sokakta görme süresi ise taşın çağrıştırdığı uzun zamandan çok daha kısa. Galeri, 21 Ekim’de açılan gösterimin pazar yerine cuma günü sona ereceğini bildirdi. Yani 25 Ekim’e uzanması planlanan karşılaşma, 23 Ekim’deki sökümle daralıyor. Eserin künyesi aynı kalırken, izleyicinin esere ulaşabildiği takvim değişiyor. Kamusal alana yerleştirme kararı, yapıtı bir süre için herkesin güzergâhına katıyor; erken kaldırma kararı o süreyi geri alıyor.[1]
Mekâna bağlı görünürlük
Kwade, kaldırma kararını protestolar sırasında şiddet yaşanacağına ilişkin kaygısıyla açıkladı. Bu açıklama, kuledeki taşların fiziksel dayanıklılığına ilişkin bir değerlendirme sunmuyor; sanatçının kamusal gösterim koşullarına ilişkin tutumunu bildiriyor. Dolayısıyla burada daralan şey, heykelin malzeme ömründen önce Paris’teki görünürlük süresi. Güvenlik gerekçesiyle alınan bir sergileme kararı, malzeme ve biçim kadar somut biçimde izleyicinin karşısındaki eseri belirliyor.[1]
Erken sökümü, yapıtın düzen ve kırılganlık düşüncesinin kendiliğinden doğrulanması gibi okumak çekici gelebilir. Benim için daha yararlı okuma, galerinin takvimiyle heykelin biçimini birlikte düşünmek. Kaldırma, çevredeki güvenlik kaygılarına verilmiş pratik bir yanıt da olabilir; kulenin ne anlattığını kanıtlayan bir olay olarak sunulamaz. Buna karşılık izleyici açısından sonuç açıktır: Pazar günü için ayrılmış bir ziyaret, aynı eseri aynı yerde bulma olanağını kaybediyor.[1]
Taş kürelerden kurulu yapıtın kamusallığı, bu kısa takvimin içinde gerçekleşiyor. Bir fotoğraf renkleri ve üst üste dizilişi gösterebilir; caddeye giden kişinin geçici erişimini devralamaz. Kwade’nin Paris’teki heykeline bakarken, malzemeyi taşıyan biçimin yanına gösterimi mümkün kılan süreyi de koymak gerekiyor. Eserin hangi koleksiyonda bulunduğu kadar, kimin onu ne zaman görebildiği de nesnenin kamusal hayatının parçası.[1]