Küresel tahvil faizleri yılların zirvesine ulaştı, sermaye gelişen ülke borçlarına kayıyor
Japonya, Almanya ve Fransa tahvil faizlerinin tırmanmasıyla küresel devlet borçlanma maliyetleri salı günü yılların en yüksek düzeylerine ulaştı. Piyasadaki bu hareketlere, gelişen ülke borçlarına güçlü sermaye girişi ve Euro Bölgesi'nin ABD teknoloji hisselerine olan duyarlılığına yönelik uyarılar eşlik ediyor.
Ekonomi ve Piyasalar··Akşam
Artan borçlanma maliyetleri
Washington ile Tahran arasındaki ateşkesin sona ermesinin ardından salı günü uzun vadeli devlet borçlanma maliyetleri küresel çapta tırmandı. Japonya'nın 10 yıllık devlet tahvili faizi otuz yılın zirvesi olan yüzde 2,945'e çıkarken, Almanya'nın 10 yıllık faizi 2011'den bu yana, Fransa'nınki ise 16 yılın en yüksek düzeyine ulaştı. Bu hareket, ABD'ye net sermaye girişinin haziranda 133,5 milyar dolar düzeyine ulaştığını gösteren yeni Hazine verileriyle aynı döneme rastladı; bu girişin öncülüğünü 169,8 milyar dolar tutarında uzun vadeli menkul kıymet alan yabancı özel yatırımcılar yaptı.[1], [2]
Sermaye geçişleri
Gelişmiş ekonomilerde borçlanma maliyetleri artarken, yabancı yatırımcılar sermayelerini gelişen ülke borçlarına kaydırdı. Bu varlık sınıfına girişler temmuza kadar olan dönemde 214,4 milyar dolar düzeyine ulaştı; 2025'in aynı döneminde bu tutar 177,7 milyar dolar idi. Bu piyasalarda tahvil ihracı bu yıl 187 milyar dolar ile rekor düzeye çıktı; yalnızca temmuzda 19 milyar dolar tutarında satış yapıldı. LGT Capital Partners bu başarımı yatırımcıların ABD tahvillerinden uzaklaşıp çeşitlendirmeye gitmesine bağladı.[3]
Avrupa'nın riski
Sermayedeki bu yer değiştirmelere Avrupa'nın ABD varlık fiyatlarına duyarlılığına ilişkin uyarılar eşlik ediyor. Avrupa Merkez Bankası için yazan beş ekonomist, Euro Bölgesi hanelerinin büyük ölçüde yatırım ve borsa yatırım fonları üzerinden ABD teknoloji hisselerinde yaklaşık 440 milyar avro tutarında risk taşıdığını belirtti. Yazarlar sert bir düzeltmenin bu fonları geri ödeme taleplerini karşılamak için likit varlıklarını satmaya zorlayabileceğini ve ABD teknoloji hisselerindeki bir düşüşü Euro Bölgesi için finansal istikrar meselesine dönüştürebileceğini savundu.[4]
İlgili köşe yazıları
Bu gündem hakkında daha fazla bilgi için ilgili köşe yazılarını okuyabilirsiniz.