Kısa vade ile uzun vade ayrı yönlere gitti

Salı günü 30 yıllık ABD tahvil faizi Haziran 2007'den bu yana en yüksek düzey olan yüzde 5,324'e ulaştı; 10 yıllık faiz yüzde 4,736 seviyesindeydi. Aynı seans uzun vadeli faizleri başka piyasalarda da yukarı taşıdı: Japonya'nın 10 yıllık devlet tahvili faizi 2,5 baz puan artarak otuz yılın zirvesi olan yüzde 2,945'e, İngiltere'nin 10 yıllık tahvil faizi 2,6 baz puan artarak yüzde 5,076'ya çıktı; Almanya'nın 10 yıllık faizi 2011'den bu yana en yüksek düzeye, Fransa'nınki 16 yılın zirvesine ulaştı.[1]

Eğrinin ön ucunda fiyatlanan politika patikası ters yöne gitti. Reuters'in 12-17 Ağustos'ta yaptığı ankette ekonomistlerin yüzde 90'ı, Federal Reserve'ün eylül toplantısında politika faizini yüzde 3,50-3,75 aralığında bırakacağını söyledi. Pazartesi günü dolar, yatırımcıların ABD faiz artırımı beklentilerini azaltmasıyla iki aydan uzun sürenin en düşük düzeyine geriledi; euro 1,1614 dolar civarında iki ayın zirvesine çıktı.[4], [5]

ABD eğrisinin içinde bu ayrışma ölçülebiliyor. Ay başından bu yana 30 yıllık faiz 13 baz puan yükselirken 2 yıllık faiz 12 baz puan geriledi. Geçen hafta Hazine 25 milyar dolar tutarında yeni 30 yıllık tahvili yüzde 5,216 faizle sattı; bu, böyle bir ihale için 2001'den bu yana görülen en yüksek düzey.[3]

Petrol gerekçeyi, arz ise hacmi sağlıyor

İran'a yönelik savaşı bitirmek için tanınan iki aylık müzakere süresinin pazartesi anlaşmasız dolmasının ardından Brent petrol 30 Temmuz'dan bu yana ilk kez varil başına 90 dolar sınırını aştı ve salı sabahı 91,63 dolar seviyesinden işlem gördü. Deutsche Bank analistleri, yükselen fiyatın yatırımcıların Hürmüz Boğazı'nın daha uzun süre kapalı kalacağını fiyatlaması anlamına geldiğini yazdı.[2]

Bu iki gözlem bir arada okunduğunda uzun vadeyi yalnızca beklenen politika patikasıyla açıklamak zorlaşıyor. Piyasa politika faizini yeniden fiyatlasaydı 2 yıllık faiz 30 yıllıkla ters değil aynı yönde hareket ederdi. Daha iyi oturan açıklama ek getiri: yatırımcıların uzun vadeyi taşımak için istediği karşılık yükselirken beklenen ortalama politika faizi aşağı yukarı yerinde duruyor. AJ Bell'den Dan Coatsworth da aynı ayrımı yaparak uzun vadeli faizlerin yüksek kamu borçlanmasına duyulan kaygıyı ve uzun vadeli tahvil tutmanın riskleri için istenen ek karşılığı yansıttığını söyledi. Alternatif açıklama da ciddiye alınmalı: kalıcı bir petrol şoku otuz yıllık enflasyon beklentisini iki yıllıktan çok daha fazla yükseltir ve ek getiri hiç değişmeden eğriyi dikleştirir. İki okuma yalnızca fiyata bakarak birbirinden ayrılmıyor.[1], [3]

Arz tarafının bugün iki kaynağı var. Saxo UK'den Neil Wilson devletlerin tahvil arzıyla yapay zekâ yatırımlarını finanse eden şirketlerin arzını aynı cümlede andı; savunma harcamalarındaki artışın Almanya ve İngiltere'de borçlanmayı büyütmesi bekleniyor. Tahvil yatırımcısı için soru, bu seviyelerde başka kimin alıcı olduğu. Bu köşede 14 Ağustos'ta ihale iç verileri üzerinden yazıldığı gibi, uzun vadeli devlet borcunun alıcısı fiyatla ikna edilmek zorunda kalmıştı; bir hafta sonra o ikna, ikincil piyasada onlarca yılın en yüksek faizi olarak görünüyor.[1], [6]

İki okumayı ne ayırır?

Bunu ayıracak tek bir gözlem yeter. Ek getiri okuması doğruysa 30 yıllık ile 2 yıllık faiz arasındaki fark, beklemeye ilişkin beklentinin güçlendiği günlerde bile Federal Reserve'ün 15-16 Eylül toplantısına kadar açılmayı sürdürür; ölçümün başlangıç noktası, bu ay uzun vadedeki 13 baz puanlık artışa karşılık kısa vadedeki 12 baz puanlık düşüş. Fark politika patikası netleştikçe daralırsa enflasyon beklentisi okuması güçlenir ve uzun vade baştan beri petrolü fiyatlıyor demektir.[3], [4]