440 milyar euro gerçekte nerede duruyor

Beş ekonomistin ECB için yazdığı 17 Ağustos tarihli metin, Euro Bölgesi hanelerinin ABD teknoloji hisselerindeki riskini yaklaşık 440 milyar euro olarak veriyor ve Euro Bölgesi'nin Magnificent Seven'daki riskinin çoğunun doğrudan sahiplik yerine yatırım fonları ile borsa yatırım fonları üzerinden taşındığını belirtiyor. Sigorta şirketleri ve emeklilik fonları da aynı hisselerde önemli pozisyonlar tutuyor ve bu hisselerdeki en büyük beş Euro Bölgesi yatırımcısı arasında yer alıyor.[1]

Bu yapı önemli, çünkü Magnificent Seven hissesinin sahibi fon; hanenin elinde ise fona karşı bir alacak var. Fiyatlar düştüğünde tasarruf sahibi New York'ta satış emri vermiyor; parasını fondan istiyor ve neyin ne zaman satılacağına fon karar veriyor. Riski taşıyan taraf ile o riske göre işlem yapan taraf birbirinden ayrı.[1]

Zorunlu satış fiyata ne yapar

Metin sıralamayı açıkça ortaya koyuyor. Sert bir düzeltme, fonları geri ödeme taleplerini karşılamak için varlık satmaya zorlayabiliyor; önce likit varlıklar satılıyor, düşüş sürerse değer kaybetmiş varlıklara geçiliyor ve bu da değerlemeleri daha aşağı iterek yeni geri ödeme taleplerini tetikliyor. Bu okumada Magnificent Seven'daki bir düzeltme, fon payını elinde tutanların özel meselesi olmaktan çıkıp Euro Bölgesi için finansal istikrar meselesine dönüşüyor.[1]

Burada ağırlığı taşıyan adım, satmak zorunda kalan taraftır. Fiyat düşüşü tek başına yalnızca portföyün değerini aşağı yazar; onu arza çeviren şey, nakdi başkasının takvimine göre bulmak zorunda kalan bir fondur ve kapıdan ilk çıkan varlıklar likit olanlardır - yani herkesin elinde bulunan aynı büyük teknoloji hisseleri. Metnin anlattığı satış sırası, döngünün kendini besleme sırasıdır.[1]

2000'e göre düşüşü yumuşatacak alan daha dar

Metin bugünü dot-com dönemiyle özellikle tek bir noktada karşılaştırıyor: sonrasında elde ne kaldığı. Yazarlar, bugünkü başlangıç noktasının faiz indirimi ya da maliye politikasıyla darbeyi yumuşatmak için belirgin biçimde daha az alan bıraktığını yazıyor. Öteki tarafı da ortaya koyuyorlar. Euro Bölgesi'nde fiyat-kazanç oranları ABD'ye göre belirgin biçimde düşük kalıyor, sektörde verimlilik ve kâr marjları yükseliyor ve Euro Bölgesi dijital hizmetlerinde iş iklimi coşkulu görünmüyor.[1]

Bu köşe iki gün önce Güney Kore'de hane halkı borcunun 2.000 trilyon wonu aşmasını izlemiş ve marjinal borçlanmanın bir bölümünün hisse senediyle teminatlandırıldığını, bunun da borç stokunu hisse fiyatlarına daha duyarlı kıldığını saptamıştı. Euro Bölgesi örneğinde aynı kanal başka bir düğümde beliriyor: burada hane fon payı sahibi ve bağlantıyı kuran şey geri ödeme talebi. Gösterge denetlenebilecek kadar dar. ABD teknoloji hisseleri bir ayın başındaki düzeyine göre yüzde 10'dan fazla gerilerse, o aya ait Euro Bölgesi hisse fonu akım verilerinde ABD'ye açık hisse fonlarından net çıkış görülmelidir; böyle bir düşüş boyunca akımlar pozitif kalırsa geri ödeme ayağı devreye girmemiş ve risk satılmadan tutuluyor demektir.[1], [2]