Maliyet şoku ile talep şokunun farkı

Bir maliyet şokuna verilecek politika cevabı, bir talep şokuna verilecek cevapla aynı olmak zorunda değildir; ayrımı yapmak için önce iki sayıya bakmak gerekir. Brent 24 Temmuz Cuma günü yüzde 3,88 geriledi ve kapanış fiyatı 96,78 dolar oldu; buna rağmen haftayı yüzde 12'nin üzerinde artıda tamamladı. Fed'in politika faizi hedef aralığı yüzde 3,50 ile yüzde 3,75 arasında, İngiltere Merkez Bankası'nın politika faizi yüzde 3,75 düzeyinde. Haftalık yükseliş, günlük gerilemenin gizlediği yönü veriyor.[1]

Bu yükselişin arkasında Hürmüz ve Bab-ül Mendep hatlarındaki sevkiyat aksamaları var. Arz tarafından gelen bir fiyat artışı, faiz artırımıyla geri alınamayan bir maliyet şokudur; sıkılaşma arzı çoğaltmaz, yalnızca talebi keser. Sorun fiyatın kendisi değil, o fiyata verilecek politika cevabının hangi bilançoyu vuracağı.[1]

Zincirin zayıf halkası

Aktarım yolu kısa. Enerji kaynaklı enflasyon merkez bankalarını beklenenden uzun süre yüksek faizde tutarsa, yeniden finansman maliyeti yüksek kaldıraçlı borçlularda önce hisseye değil nakit akışına vurur. Yatırımcı açısından kritik soru, bu borçluların vade duvarının nereye düştüğü. Tampon da mevcut: uzun vadeye bağlanmış borç ve nakit rezervi bu kanalı kesebilir.[1]

Bir başka açıklama da mümkün: sevkiyat aksaması geçici olabilir ve rota normale döndüğünde fiyat kendiliğinden gerileyebilir; bu durumda politika faizinin uzun süre yüksek kalması gerekmez ve zincir hiç kurulmaz. Hangi ihtimalin geçerli olduğunu bugünkü kapanış fiyatı göstermiyor.[1]

Yanlışlanabilir eşik

Bu tezin yanlışlanma koşulu açık. Brent haftalık bazda 96,78 dolar düzeyinin altına inip orada kalırsa ve merkez bankaları politika faizini yüzde 3,75'in altına çekerse, maliyet şokunun kalıcı olduğu görüşü zayıflar. Fiyat yüksek kalırken faiz de yüzde 3,75'te tutulursa, kaldıraçlı borçlunun nakit akışı üzerindeki baskı ölçülebilir hâle gelir.[1]