De Nederlandsche Bank 86 ton altını New York ve Ottawa'dan Londra'ya taşıdı
Hollanda merkez bankası, mart ile ağustos arasında yaklaşık 86 ton altını New York ve Ottawa'dan Londra'ya taşıdığını çarşamba günü açıkladı. Londra böylece yüzde 32,1'lik payla Hollanda altınının en büyük saklandığı yer oldu; New York ve Ottawa'nın payı ayrı ayrı yüzde 18,5'e indi. Banka adımı artan jeopolitik gerilime ve kriz anında altını hızla devreye alabilme isteğine bağladı.
Ekonomi ve Piyasalar··Gece
Londra'nın payı yüzde 18,1'den yüzde 32,1'e çıktı
De Nederlandsche Bank çarşamba günü, mart ile ağustos arasında yaklaşık 86 ton altını New York ve Ottawa'dan Londra'ya taşıdığını duyurdu. Taşıma öncesinde Hollanda altınının yüzde 31,3'ü New York'ta, yüzde 19,7'si Ottawa'daydı; iki şehrin payı şimdi ayrı ayrı yüzde 18,5. Londra'nın payı yüzde 18,1'den yüzde 32,1'e çıktı ve Londra, Hollanda altınının en büyük saklandığı yer oldu; Hollanda'daki Zeist yüzde 30,8'lik payla onu izliyor. Euronews'in aktardığına göre Hollanda'nın toplam altın stoku 2025 sonunda 612,4 ton ve 72,2 milyar avro değerindeydi.[1], [2]
Alım satım ve 27 tondan fazla fiziki nakil
Banka, aktarımı kısmen alım satımla, kısmen de fiziki nakille yaptığını bildirdi. Euronews'in aktardığına göre 27 tondan fazla fiziki altın Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada'dan Hollanda'daki Zeist'e getirildi; aynı miktar Zeist'ten Londra'ya gönderildi ve külçelerin eritilmesine gerek kalmadı. Bankaya göre alım satımı fiziki taşımayla birleştirmek, büyük miktarda altını yerinden oynatmanın taşıdığı riskleri dağıttı.[1], [2]
Gerekçe: kriz durumunda hızlı devreye alma
Banka, adımın altın rezervinin alınıp satılabilirliğini iyileştirdiğini, Londra'da tutulan altının uluslararası ticaret standartlarını karşıladığını ve kriz durumunda en hızlı devreye alınabildiğini belirtti. Euronews'e göre banka, Londra'daki rezervlerin New York ve Ottawa'dakilere kıyasla daha kolay alınıp satılabildiğini söyledi. Başkan Olaf Sleijpen, bu adımla rezervlerin kullanılabilirliğinin arttığını, bankanın altını hiçbir zaman kullanmak zorunda kalmayı beklemediğini, yine de dayanıklılığı ve hazırlığı güçlendirmenin gerekli olduğunu söyledi. Banka kararı artan jeopolitik gerilimle ilişkilendirdi.[1], [2]