ABD ordusu Karayipler’de tekne saldırısında dört ölüm bildirdi
ABD Güney Komutanlığı, 4 Ekim’de Karayipler’de hızlı bir tekneye düzenlenen saldırıda dört kişinin öldüğünü açıkladı. Kaçakçılık bağlantısı öne sürerken istihbaratın ayrıntılarını veya teknedeki yüke ilişkin kanıtı yayımlamadı. Ölenlerin kimlikleri ve suç örgütleriyle bağlantıları bağımsız olarak doğrulanmış değil. İnsan hakları kuruluşları ve BM uzmanları, Washington’ın uyuşturucu kartellerine karşı yürüttüğünü savunduğu daha geniş saldırı kampanyasının hukukiliğine itiraz ediyor.
Jeopolitik··Gece
Ordu açıklamasına göre dört kişi öldü
ABD Güney Komutanlığı, 4 Ekim’de Karayip Denizi’nde hızlı bir tekneye düzenlenen askerî saldırıda dört kişinin öldüğünü açıkladı. Komutanlığa göre operasyonu Batı Yarımküre Müşterek Görev Gücü yürüttü. Teknenin bilinen uyuşturucu kaçakçılığı güzergâhlarında ilerlediği ve istihbaratın kaçakçılık bağlantısını doğruladığı öne sürüldü. Ölüm sayısı ordunun açıklamasına dayanıyor; teknedekilerin kimlikleri ve suç örgütleriyle bağlantıları bağımsız olarak doğrulanmış değil.[1], [2]
Teknenin yükü doğrulanmış değil
Komutanlık, istihbarat değerlendirmesini destekleyen ayrıntıları yayımlamadı. AP, ordunun teknede uyuşturucu taşındığına ilişkin kanıt sunmadığını belirtti. Donald Trump, ABD’nin kartellerle silahlı çatışma içinde olduğunu savunuyor; saldırıları uyuşturucu girişini ve ölümcül aşırı doz vakalarını azaltma amacıyla gerekçelendiriyor. Yönetim, öldürülen kişilerin kaçakçı olduğu iddiasını desteklemek için çok az kanıt sundu. Yönetimin hedefe ilişkin tanımı, bağımsız biçimde doğrulanmış bir kimlik tespiti değil, iddia olarak kalıyor.[1]
Hak örgütleri saldırı kampanyasına itiraz ediyor
Reuters, Karayipler ve Doğu Pasifik’teki daha geniş saldırı kampanyasında 220’den fazla kişinin öldüğünü bildirdi. Bu sayı, son operasyonda açıklanan dört ölümden ayrı bir toplam. İnsan hakları kuruluşları ve bağımsız BM uzmanları saldırıları hukuka aykırı yargısız infazlar olarak nitelendiriyor. BM özel raportörü Ben Saul, saldırıların uluslararası teamül hukuku kapsamında insanlığa karşı suç oluşturduğuna inanmak için makul gerekçeler bulunduğunu söyledi. Bu değerlendirme, bir mahkemenin kesinleşmiş hükmü değil.[1]