Tayland’da tutulan iki Uygur Çin’e gönderilmemek için koruma istiyor
Tayland’da 2014’ten beri tutulan iki Uygur, Çin’e gönderilmemek için koruma istiyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü, işkence ve ağır kötü muamele riski bulunduğunu belirterek güvenli bir üçüncü ülkeye yerleşmelerine izin verilmesini istedi. Tayland güvenlik yetkilileri ise iade talebini mahkemelerin değerlendireceğini ve iki kişinin kendilerini savunabileceklerini söyledi. Süreçte kesinleşmiş bir iade kararı açıklanmadı.
Jeopolitik··Gece
İki kişi geri gönderilmeye karşı çıkıyor
Tayland’da 2014’ten beri tutulan iki Uygur, işkence veya başka kötü muamele korkusuyla Çin’e gönderilmemek için koruma istiyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), güvenli bir üçüncü ülkeye yerleşmelerine izin verilmesini istedi. Avukatları, iki kişinin geri gönderilmeyi kabul etmediğinin Tayland makamlarına daha önce bildirildiğini söylüyor.[1], [2]
Tayland mahkeme sürecini açıkladı
Tayland Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı Chaipruak Doungprapat, 4 Kasım’da Çin’in resmî iade talebi sunması gerektiğini ve sonucu mahkemelerin belirleyeceğini söyledi. İki kişinin kendilerini savunabileceğini, lehlerine karar çıkarsa başka bir ülkeye yerleşebileceklerini belirtti. Associated Press’e konuşan ve doğrudan bilgi sahibi olan bir kişi, iki Uygurun Tayland Ulusal İnsan Hakları Komisyonu’yla görüşmede de geri gönderilmeye karşı çıktığını aktardı.[2]
Cezaevinden nakil koruma çağrısını yeniledi
İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne göre iki kişi kraliyet affının ardından 21 Ekim’de Bangkok Merkez Cezaevi’nden başkentteki Suan Phlu göçmen nezaretine nakledildi. Ocak 2020’deki kaçma girişimiyle bağlantılı yedişer yıllık cezalarının çoğunu tamamlamışlardı. Örgüt, Birleşmiş Milletler’in mülteci kuruluşunun statülerini belirlemek için kendilerine erişmesine defalarca izin verilmediğini belirtiyor.[1]
Örgüt, Tayland’ın gerçek işkence veya benzer ağır kötü muamele riski bulunan yere zorla geri göndermeyi yasaklayan yükümlülüklerini hatırlatıyor. Çağrı, Tayland’ın Şubat 2025’te 40 Uyguru Çin’e göndermesinin ardından geldi. HRW bu kişilerin durumunun güvenilir biçimde ve sürekli izlenemediğini söylüyor.[1]