AIR-STEMI'de işlevsel anjiyografi ek stentleri ve kardiyovasküler olayları azalttı
AIR-STEMI, kalp krizi geçiren çok damar kişilerında kalan darlıkları yalnızca görüntüdeki daralma oranıyla değerlendirmek yerine anjiyografiden türetilen akış ölçümünü kullandı. İşlevsel ölçüm, sorumlu olmayan damarlara yapılan girişimlerin payını belirgin biçimde düşürürken, ölüm, kalp krizi, inme veya iskemi kaynaklı yeniden damar açmadan oluşan birleşik uç nokta da azaldı. Bulgular, hangi darlığa stent gerektiğini seçmenin önemini ortaya koydu.
Bilim··Sabah
Akış ölçümü hangi darlığın tedavi edileceğini seçti
AIR-STEMI, İtalya ve Pakistan'daki 21 merkezde ST yükselmeli kalp krizi geçiren 1.823 hastayı kapsadı. Hastaların sorumlu damarı başarıyla açılmıştı ancak başka damarlarda da darlık vardı. Bir grupta kalan darlıklar anjiyografiden türetilen fraksiyonel akış rezerviyle değerlendirildi; 0,80'in üzerindeki değerlerde girişim ertelendi. Diğer grupta, görüntüde en az yüzde 50 daralma gösteren her damar için girişim önerildi. Çalışma, damarın yalnızca görünümüne dayanan kararı, kan akışına etkisini de hesaba katan bir ölçümle karşılaştırdı.[1], [2]
Daha az girişime daha düşük olay oranı eşlik etti
Sorumlu olmayan damarlara girişim oranı işlevsel ölçüm grubunda yüzde 51,9, standart anjiyografi grubunda yüzde 94,9 oldu. Ortanca 17,9 aylık izlemde ölüm, kalp krizi, inme veya iskemi kaynaklı yeniden damar açmadan oluşan birleşik uç nokta yüzde 13,7'den yüzde 8,9'a indi; risk oranı 0,62 hesaplandı. Kontrast maddeye bağlı akut böbrek hasarı veya majör kanamadan oluşan güvenlik uç noktası yüzde 7,1'den yüzde 4,6'ya geriledi. Her nedene bağlı ölümde anlamlı fark görülmedi: yüzde 5,1'e karşı yüzde 3,9.[1]
Merkezi çözümleme tedaviyi önemli lezyonlara yöneltti
Fraksiyonel akış rezervi çözümlemeleri merkezi bir çekirdek laboratuvarda yapıldı. Simone Biscaglia, ekibin bu yöntemle yalnızca klinik açıdan önemli olan, sorumlu olmayan damar darlıklarını seçip tedavi ettiğini söyledi. Deneme İtalya ile Pakistan'da yürütüldü; sonuçlar ESC Kongresi 2026'nın Hot Line oturumunda sunuldu ve New England Journal of Medicine'de eşzamanlı yayımlandı.[1], [2]