Hücre içi temizliğin zayıflaması, farelerde yaşlanmış hücrelerin giderilmesini aksatıyor
Hakemli bir çalışma, hücre içindeki protein temizliğinin azalmasını, yaşlanmış hücrelerin bağışıklık sistemi tarafından daha zor giderilmesiyle ilişkilendiriyor. Bu hücrelerin salgıladığı sinyaller, makrofajlarda da aynı temizlik yolunu baskılıyor ve yutma işlevini zayıflatıyor. Yolun etkinleştirilmesi, yaşlı farelerde yaşlanmış hücre yükünü ve bir akciğer fibrozisi modelinde hastalığın şiddetini azalttı. Bulgular insanlarda tedavi yararı göstermiyor.
Tek bir hakemli çalışma, yaşlanmış hücrelerin kalıcılığını hücre içindeki protein temizliğinin zayıflamasıyla ilişkilendiriyor. Hücresel yaşlanma, hücre bölünmesinin kalıcı biçimde durmasıyla ilişkili bir durum. Temizliğin azalması tek başına bunu başlatmadı; zaten yaşlanmış hücrelerin özelliklerini değiştirdi. Salgıladıkları sinyaller, komşu hücrelerde yaşlanmayı artırırken makrofajlardaki temizlik yolunu baskıladı. Bu bağışıklık hücreleri, yaşlanmış hücreleri daha zor yuttu. Böylece hücre birikimi ile onları giderme kapasitesinin azalması arasında karşılıklı bir döngü oluştu.[1]
Şaperon aracılı otofaji adı verilen yol, seçilmiş hücre içi proteinleri parçalanmaları için lizozomlara taşıyor. Lizozom zarındaki LAMP2A reseptörü bu süreçte merkezi rol oynuyor. Araştırmacılar fibroblast hücre modellerini, genç ve yaşlı fareleri, makrofajları hedefleyen genetik müdahaleleri ve insan akciğeri verilerini birleştirdi. LAMP2A’yı kaybeden makrofajların bulunduğu deneylerde daha fazla yaşlanmış hücre birikti. Yara iyileşmesi sırasında bu hücrelerin giderilmesi de gecikti. Deneyler, yaşlanmış hücrelerin salgıladıkları karışımı makrofajların kendi protein işleme sistemiyle bağlantılı olarak değerlendirdi.[1]
Temizliği etkinleştirmek, yaşlı farelerde hücre yükünü azalttı
Yolun ilaçla etkinleştirilmesi, yaşlı farelerde yaşlanmış hücre yükünü ve bleomisinle oluşturulan akciğer fibrozisi modelinde hastalığın şiddetini azalttı. İnsan akciğeri verilerindeki ilişkiler, otofaji etkinliğini öngören göstergelere dayanıyordu; deneysel tedavi karşılaştırması yapılmadı. Hücre deneylerinin çoğunda, palbosiklible yaşlanmaya yöneltilmiş fibroblastlar kullanıldı. LysM-Cre genetik sistemi makrofajların yanında monositleri ve granülositleri de etkileyebiliyor. Bu, sonuçları yalnızca makrofajlara bağlamayı sınırlıyor. Bulgular hücre ve hayvan modellerine ait; insanlarda güvenlik, doz, uzun dönemli etkiler veya klinik yarar değerlendirilmedi.[1]