Nemuri peptitleri, laboratuvarda bakterilerin protein üretimini aksattı
Meyve sineğinin savunmasında rol oynayan Nemuri proteininden türeyen kısa moleküller, bakterilerde protein üretiminin hücre içindeki düzenini etkiledi. Hakemli laboratuvar çalışmasında ribozomların hareketi azalırken, protein üretimi ve bakterilerin büyümesi de baskılandı. Farklı bakteriler üzerinde etki gösteren moleküller, bazı hayvan hücreleriyle yapılan deneylerde görece düşük zehirlilik gösterdi.
Bilim··Öğle
Sineğin savunma molekülleri laboratuvarda bakterileri etkiledi
Meyve sineğinin doğal savunmasında rol oynayan Nemuri proteini, bakterilerin büyümesini inceleyen hakemli araştırmaya konu oldu. Bu proteinden türeyen kısa aminoasit zincirleri, yani peptitler, hücrede protein yapımını sağlayan ribozomların düzenini etkiledi. Laboratuvarda moleküllerle karşılaşan bakterilerde bu yapıların hareketi azaldı; protein üretiminin ve büyümenin baskılanması da buna eşlik etti. Araştırma, bakterinin yalnızca hangi molekülleri içerdiğine değil, bu moleküllerin hücre içinde nasıl düzenlendiğine odaklandı.[1]
Protein üretimindeki düşüşe hücre içi düzen değişikliği eşlik etti
Etkiler, yalnızca hücre zarında büyük hasar oluşmasına dayanan bir açıklamanın ötesinde, bakterinin içindeki süreçlerle ilişkilendirildi. Araştırmacılar görüntüleme bulgularını protein üretimi ölçümleri ve moleküler etkileşim incelemeleriyle değerlendirdi. Protein yapımını engelleyen başka maddelerle yapılan karşılaştırmalar da önemliydi. Bu karşılaştırmalar, ribozomların yavaşlamasının üretimin durmasıyla her durumda kendiliğinden ortaya çıkan bir sonuç olmayabileceğini destekledi. Bir bileşenin yavaş hareket etmesi ise hücre içinin tamamının hangi fiziksel durumda olduğunu belirlemeye yetmiyor.[1]
Bakterilere etkisinin yanı sıra hayvan hücrelerine zararı da incelendi
Farklı bakteriler üzerinde yapılan deneylerde peptitlerin mikroplara karşı etkisi gözlendi. Hayvan hücreleriyle yapılan deneylerde hücrelere verilen zarar da incelendi; bazı hücre deneylerinde görece düşük zehirlilik bildirildi. Bunlar klinik öncesi laboratuvar bulguları; insanlarda tedavi yararı gösterilmiş değil.[1]