Eigen RadarYapay Zekâ
Analiz

Özel servet kamusal güce yaklaştığında

Yapay zekâ kurucularının sözleşmeli bağışları ile Jill Lepore'un şirketlerin devlet işlevlerini üstlendiği yönündeki uyarısı, özel kararların kamusal etkisini tartışmaya açıyor.

Yapay Zekâ··Öğle
Mor alacakaranlıkta açık bir şirket iskeletinin çelik kirişleri küçük bir kamu binasına uzanırken, kelepçeli cam haznedeki kehribar bloklar turkuaz altyapı borularına aktarılıyor.

Kurucu payından sözleşmeli bağışa

WIRED'ın haberine göre David Silver, ocak ayında kurduğu Ineffable Intelligence'ın ileride satılması hâlinde elde edeceği gelirin tamamını bağışlamayı taahhüt etti. Google DeepMind'da AlphaGo çalışmalarına önderlik eden Silver, şirketi için 5,1 milyar dolar değerleme üzerinden 1,1 milyar dolar yatırım topladı; WIRED bunu Avrupa'nın en büyük tohum yatırım turu olarak aktarıyor. Taahhüt, Founders Pledge üzerinden sözleşmeye bağlandı. Bu ayrıntı, bağışı yalnızca kamuya açıklanan bir niyetten ayırıyor: kuruluş katılımcılardan ilerideki hisse gelirlerine ilişkin bir sözleşme istiyor. Haberde DeepMind'ın kurucu ortağı Mustafa Suleyman ile Lovable'ın kurucusu Anton Osika da hisse gelirini bağışlama sözü verenler arasında sayılıyor. Henüz gerçekleşmemiş bir şirket satışı ve buna bağlı özel servet söz konusu olduğu için bağışın büyüklüğü de zamanı da kesinleşmiş değil. Yine de sözleşme, bir kurucunun gelecekteki kazancının kullanımını bugünden belirleyen somut bir araç oluşturuyor.[1]

Bağışın çevresindeki yetki sorusu

Founders Pledge'in sözleşmesi, Giving Pledge'in bağlayıcı olmayan kamuya açık sözünden daha kesin bir yükümlülük kuruyor. Bununla birlikte hangi alanın destekleneceği, hangi kuruluşun seçileceği ve özel servetin hangi toplumsal önceliğe yöneltileceği yine bağışçı ile aracı kuruluşun kararına bağlı. WIRED, bu noktada University of Essex'ten toplumbilimci Linsey McGoey'in itirazına yer veriyor. McGoey, servet yoğunlaşmasının yarattığı sorunların hayırseverlikle çözülüp çözülemeyeceğini sorguluyor. Haber aynı zamanda Founders Pledge'in yaklaşımını ve bağış sözünü sözleşmeyle güçlendirme savını da aktarıyor. Bu iki görüşten biri Eigen Radar'ın hükmü değil. Birlikte sundukları ayrım, yükümlülüğün sağlamlığı ile kararın kamusal meşruiyetinin aynı mesele olmadığı. Sözleşme, bir bağış sözünün tutulma olasılığını artırabilir; söz konusu servetin nasıl oluştuğu ya da hangi amaçların seçildiği hakkındaki tartışmayı kendi başına çözmez. Dolayısıyla haber, iyi niyeti ölçmekten çok, büyük özel kazançların toplumsal sonuçlara hangi araçla çevrildiğini görünür kılıyor.[1]

Devlet işlevlerine uzanan özel kararlar

Harvard tarihçisi Jill Lepore'un TechCrunch'a anlattığı yaklaşım, bu yetki sorununu teknoloji şirketlerinin daha geniş rolüne taşıyor. Lepore, yakında çıkacak The Rise and Fall of the Artificial State kitabında özel şirketlerin demokratik devletin işini giderek daha fazla üstlendiğini savunuyor. Teknoloji karşıtı olmadığını vurguluyor; itirazını, kimsenin açıkça rıza göstermediği bu işlev devrine yöneltiyor. Ayrıca Silikon Vadisi'nin önde gelen isimlerinin, özellikle Elon Musk'ın, bilimkurguyu yanlış okuduğunu ileri sürüyor. Bunlar Lepore'un yorumları ve TechCrunch'ın söyleşide aktardığı görüşler; şirketlerin devlet işlevlerini gerçekten ne ölçüde üstlendiğine ilişkin bağımsız bir ölçüm olarak sunulmuyor. WIRED'ın bağış haberiyle yan yana geldiğinde ortak konu, yapay zekâ çevresinde oluşan servet ve kurumsal gücün kamusal sonuçlara özel kararlarla yön vermesi. Bu karşılaştırma, özel aktörlerin niyetinden bağımsız olarak karar alanının kimde kaldığına odaklanıyor. Bağış sözleşmesi gönüllü bir kullanım biçimini, Lepore'un uyarısı ise şirketlerin daha temel kamu görevlerine yaklaşması kaygısını anlatıyor. İki kaynak böylece özel gücün farklı kanallarını gösteriyor, bunların eşdeğer olduğunu ileri sürmüyor.[2], [1]

Kaynakça

  1. Haber kaynağıWIREDYapay zekâ kurucuları, şirketlerinden kazanacaklarını bağışlamak için sözleşme imzalıyor↩1↩2↩3
  2. Haber kaynağıTechCrunchTarihçi Jill Lepore: Şirketler devletin işlevlerini sessizce devralıyor↩