Londra’da planlanan Hürmüz toplantısı ile Tahran’daki yayın kavgası, diplomatik kanalın varlığından önce gündemin ve kamuya anlatılan yetkinin uzlaşması gerektiğini; şimdilik iki uçta da çerçevenin tamamlanmadığını gösteriyor.
Jeopolitik··Sabah
Londra’daki eksik gündem
Türkiye Today, Axios’un haberine dayanarak, Washington ile Londra’nın Hürmüz Boğazı’ndan geçen ticari gemiciliği korumak üzere ertesi hafta Londra’da üst düzey bir toplantı planladığını aktardı. Bir Beyaz Saray yetkilisi planı doğruladı, İngiltere Büyükelçiliği yorum yapmadı; gündem ve zamanlama kesinleşmedi. Haberde müttefiklerden mayın tarama gemileri, savaş gemileri ve insansız hava araçları istenebileceği belirtilse de toplantı resmen duyurulmuş değil.[1]
Tahran’daki yayın çatlağı
Tahran’da ise Hükümet Bilgilendirme Konseyi, Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın ABD’yle görüşmelere ilişkin sözlerinin bir bölümünü yayımlamayan devlet yayıncısı IRIB’i sansürle suçladı. IRIB suçlamayı reddedip ülke liderliğinde gerçek dışı bir ikilik izlenimini önleme görevi bulunduğunu savundu. Umman temsilcileri o sırada Tahran’daydı ve görüşmelerin odağı Hürmüz’ün yönetimiydi; habere göre yakın bir anlaşma beklenmiyordu.[2]
Adlandırılmış süreç testi
İki haber, henüz bir anlaşmadan çok diplomatik yetkinin nasıl kurulacağına işaret ediyor. Londra tarafında katılımcılar, gündem ve askerî katkılar kesinleşmemiş; Tahran tarafında ise görüşmelerin kamuya nasıl anlatılacağı kurumlar arasında tartışmalı. Bu eşzamanlılık koordinasyon kanıtı değildir ve olağan pazarlık öncesi sürtüşmeyi de yansıtabilir. Resmî bir Londra gündemi ile Tahran’dan kurumlarca ortaklaşa taşınan bir görüşme çerçevesinin ortaya çıkması, kanalın adlandırılmış bir sürece dönüştüğünü gösterir; iki uçtaki belirsizliğin sürmesi bu sentezi zayıflatır.[1], [2]