Seyir hatları ve danışma kuralları güvenlik görüşmelerinin merkezinde
Hürmüz'de rota koordinatlarında uzlaşılırken geçiş denetimi açık kaldı. Pasifik'te ayrı bir süreç, siyasi güvenlik bildirgelerini bağlayıcı bir antlaşmaya dönüştürmenin sınırlarını tartışıyor.
Jeopolitik··Öğle
Hürmüz'de koordinatlar belli, yetki tartışmalı
İran ile Umman, Hürmüz Boğazı'ndan geçecek ticari seyir rotalarının koordinatlarında uzlaştı. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bakai, görüşmelerin son aşamada olduğunu ve ortak açıklama taslağının ele alındığını söyledi. Al Jazeera'nın derlediği pozisyonlar, rota çizmenin geçiş düzenini bütünüyle çözmediğini gösteriyor. Tahran, yalnızca Umman ile müzakere ettiğini vurguluyor; boğazın iki ülkenin karasuları temelinde ortak yönetilmesini ve seyir üzerinde yetki sahibi olmayı istiyor. İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi'ye göre yeni geliş ve gidiş rotaları iki ila dört ay, muhtemelen daha uzun süre kullanılacak. İran ayrıca kıyı devletinin sunduğu seyir yardımı ve benzeri hizmetler karşılığında ücret alabileceğini savunuyor, ABD'nin İran limanlarına uyguladığı deniz ablukası kalkmadan boğazı açmayacağını belirtiyor. Washington ise İran'ın hatları denetlediği, gemilerden onay istediği veya ücret aldığı bir düzenlemeye karşı çıkıyor ve hiçbir tarafın seyir hatlarını denetlemediği önceki düzene dönülmesini savunuyor. Başkan Donald Trump da geçiş ücreti alınmasına izin vermeyeceğini söyledi. Umman'ın rolü, bu karşıt talepler arasında işleyen bir rota düzeni aramak; siyaset bilimci Chris Featherstone, Maskat'ın bölgesel istikrarı ve Washington ile Tahran arasında ileride yapılabilecek görüşmeler için basamak oluşturmayı amaçladığını belirtiyor.[1]
Pasifik'te bildirgelerden hukuk yükümlülüğüne
Pasifik'teki ayrı süreç, Solomon Adaları hükûmetinin bölgesel güvenlik antlaşması önerisiyle başladı. RNZ Pacific'in haberine göre öneri, Pasifik Adaları Forumu dışişleri bakanlarının cuma günü Suva'daki yıllık toplantısının ana gündem maddelerinden biri; bakanların sonuçları ay sonunda Palau'da liderlerin neyi görüşeceğini şekillendirecek. Forum dönem başkanı ve Solomon Adaları Başbakanı Matthew Wale, ülke parlamentosunun kendisini mayısta seçmesinden kısa süre sonra fikri savunmaya başladı. Öneri, Wale'nin haziran başında Canberra'da Avustralya Başbakanı Anthony Albanese ile görüşmesinin ardından hız kazandı. Bölgesel güvenlik eşgüdümü bugün Biketawa, Boe ve Ocean of Peace bildirgelerindeki ilkelere dayanıyor. Bağlayıcı düzenlemeler daha dar alanlarda bulunuyor: nükleer konularda Rarotonga Antlaşması, balıkçılık gözetiminde Niue Antlaşması. Forum'un Pacific Way olarak tanımladığı işleyiş, egemenliğe ve iç işlere karışmama ilkesine saygı göstererek uzlaşmayla karar almayı öne çıkarıyor. Anna Powles'a göre yeni antlaşma siyasi taahhütleri uluslararası hukuk yükümlülüklerine çevirebilir. Bu olasılık, üyelerin dış bir güçle güvenlik düzenlemesi yapmadan önce bölgeye bildirimde bulunup bulunmayacağı, ortak danışmanın zorunlu olup olmayacağı ve ikili ortaklıkların nasıl ele alınacağı sorularını gündeme getiriyor. Uzlaşma korunursa her üye fiilî veto gücünü sürdürecek; daha güçlü yükümlülükler ise hükûmetlerin hareket alanını daraltabilir.[2]
İki ayrı bölge, iki ayrı uygulama sorusu
Hürmüz ile Pasifik, coğrafi ve siyasi bakımdan birbirinden bağımsız iki dosya. İran ile Umman'ın görüşmesi, çatışma ortamında ticari gemilerin hangi koordinatlardan ilerleyeceğine ve geçişi kimin hangi koşullarla yöneteceğine odaklanıyor. Pasifik önerisi ise Forum üyelerinin uzun süredir benimsediği bildirgelerin bağlayıcı bir antlaşmaya dönüştürülüp dönüştürülmeyeceğini ele alıyor. Bu nedenle ortada tek bir antlaşma, ortak taraflar veya paylaşılan bir müzakere bulunmuyor. Haberler yan yana konduğunda görülen benzerlik daha sınırlı: güvenlik ilkeleri, uygulamada yetki ve süreç kurallarına ihtiyaç duyuyor. Hürmüz'de bu kurallar rotanın karasularındaki yeri, seyir onayı, geçiş ücreti ve geçici düzenlemenin süresi üzerinden tartışılıyor. Pasifik'te ise bildirim, danışma, uzlaşma, veto ve dış güçlerle yapılan ikili güvenlik anlaşmalarının bölgesel düzene nasıl bağlanacağı öne çıkıyor. Ayrım da açık. Hürmüz görüşmeleri, koordinatları üzerinde uzlaşılmış geçici bir seyir hattını, çözülmemiş ABD-İran talepleri içinde işler hâle getirmeye çalışıyor. Pasifik Adaları Forumu'ndaki tartışma, henüz bakanların ve ardından liderlerin önünde bulunan kurumsal bir önerinin kapsamını belirlemeye çalışıyor. Her iki haberde de metnin adı kadar, kimin bildirimde bulunacağı, kimin danışacağı, kimin onay vereceği ve düzenlemenin hangi alanı kapsayacağı belirleyici önem taşıyor.[1], [2]