Kallas, Avrupa güvenliğinde Rusya’ya veto hakkını reddetti
Avrupa Birliği dış politika sorumlusu Kaja Kallas, 6 Kasım’da Varşova’da Rusya’nın Avrupa güvenliği üzerinde veto hakkı olamayacağını söyledi. Polonya ve Ukrayna dışişleri bakanları da kendi geleceklerine ilişkin kararlara katılmaları gerektiğini vurguladı. Açıklamalar, ABD arabuluculuğunda Abu Dabi’de yapılması planlanan görüşmeler öncesinde Avrupa’nın barış sürecindeki rolünü ve Ukrayna’nın güvenlik güvencesi taleplerini ortaya koydu.
Jeopolitik··Öğle
Avrupa ve Ukrayna müzakerelere katılmak istiyor
Avrupa Birliği dış politika sorumlusu Kaja Kallas, 6 Kasım’da Varşova’da yaptığı ortak açıklamada Avrupa güvenliği üzerinde Rusya’ya veto hakkı tanınmasına karşı çıktı. Polonya Dışişleri Bakanı Radoslaw Sikorski ve Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sıbiha ile konuşan Kallas, NATO ile Avrupa Birliği’nin mevcut görevlerini ve Ukrayna’nın ittifaklarını seçme özgürlüğünü savundu. Bakanlar, bölgesel işbirliği kuruluşu Baltık Denizi Devletleri Konseyinin gayriresmî toplantısına katılmıştı.[1], [2]
Açıklama, ABD Başkanı Donald Trump’ın Ukrayna’daki savaşı sona erdirmek üzere daha geniş bir Avrupa güvenlik düzeni önerisinin ardından geldi. Kallas, Avrupa’da zaten bir güvenlik düzeninin bulunduğunu, Rusya’nın ise bu düzenin dayandığı anlaşmaları çiğnediğini söyledi. Sikorski, Ukrayna ve Avrupa olmadan kararlaştırılan bir düzenlemenin kendilerine dayatılamayacağını vurguladı; tarafların koşulları kabul etme veya reddetme yetkisinin bulunduğunu belirtti.[1], [2]
Kallas barışın uygulanması için koşulları sıraladı
Kallas; güvenlik güvencelerini, yaptırımları, yeniden inşayı ve Ukrayna’nın gelecekteki üyeliğini AB’nin katılımını gerektiren alanlar arasında saydı. Bir anlaşmanın uygulanması aşamasında Birliğin sorumlulukları nedeniyle sürece katılması gerekeceğini belirtti. Ayrıca barış düzenlemesinin, Rusya’nın çatışmalara verilen arayı kuvvetlerini yeniden oluşturmak ve Ukrayna’ya tekrar saldırmak için kullanmasını önlemesi gerektiğini söyledi.[1], [2]
Kallas’ın sıraladığı koşullar arasında Ukrayna’nın dışarıdan dayatılan sınırlamalar olmadan ordu bulundurma hakkını koruması da vardı. İşgal altındaki Ukrayna topraklarına ilişkin Rus iddialarının hukuken tanınmasına karşı çıktı. Savaş suçlarının hesabının sorulmasını, zararların ödenmesini ve götürülen çocukların geri dönmesini istedi. Avrupa Birliği’nin çatışmada Ukrayna’nın yanında yer aldığını belirtti.[2]
Toplantının ortak açıklamasında, Rusya’nın petrol taşıyan filosuna yönelik yaptırımların daha da sıkılaştırılması istendi. Sikorski, dondurulmuş Rus varlıklarının Ukrayna’nın savunması ve yeniden inşası için kullanılması üzerinde çalışmanın sürmesini destekledi. Savaşı başlatan tarafın yol açtığı sonuçların sorumluluğunu üstlenmesi gerektiğini söyledi. Bu talep, müzakere koşullarının yanında Rusya üzerindeki ekonomik baskının sürdürülmesini de gündemde tuttu.[2]
Kiev, Abu Dabi temasları öncesinde taleplerini açıkladı
Sıbiha, Ukrayna, Rusya ve ABD’nin katılımıyla Birleşik Arap Emirlikleri’nin başkenti Abu Dabi’de yapılması planlanan görüşmeden önce ve sonra Avrupa’nın sürece katılmasını istedi. Kiev’in öncelikleri arasında kalıcı ateşkes için güvenlik güvenceleri, Karadeniz’de gerilimin azaltılması, enerji altyapısına saldırıların durması, çocukların geri dönmesi ve esir değişimi bulunuyordu. Sikorski, kalıcı barış müzakerelerinden önce ateşkes sağlanmasını savundu. Kallas ise bir anlaşmaya ne zaman varılacağının öngörülemediğini belirtti.[1], [2]