Homo antecessor kafatası parçaları ile dinozor mide taşları, fosillerde doğrudan korunmayan anatomi ve işlevi iki ayrı fiziksel iz üzerinden görünür kılıyor.
Bilim··Sabah
Kafatasının üç katmanı
Gran Dolina'dan çıkarılan üç yetişkin Homo antecessor parietal kemiği, bu türün kafatasını katman katman karşılaştırmaya açtı. ATD6-115, ATD6-128 ve ATD6-401 numaralı parçalar, 2017'de tek bir çocuk kemiğine dayanan önceki tablonun yanına yetişkin örnekleri koyuyor. Journal of Human Evolution'da yayımlanan çalışmada kemiğin süngerimsi orta katmanı olan diploe, toplam kalınlığın yüzde 41 ile yüzde 50 arasındaki bölümünü oluşturuyor. Toplam kalınlık günümüz insanları ile Neandertallerde görülen aralıkların içinde, Homo erectus ve diğer erken Pleistosen insansılarındaki değerlerin ise belirgin biçimde altında kalıyor. Bu karşılaştırma Homo antecessor'u bütünüyle günümüz insanına benzetmiyor; yalnızca parietal kemiğin toplam kalınlığı ile katmanlarının dağılımını belirli insansı gruplarıyla yan yana getiriyor. Somut yenilik, yetişkinlere ait üç parçanın aynı ölçüm çerçevesinde sayısal olarak incelenmesi ve daha önce çocuk örneğiyle sınırlı olan karşılaştırmanın genişlemesi.[1]
Taşların aşınması ne anlatıyor?
Dinozor gastrolitleri başka bir korunmuş yapıyı, mide içindeki mekanik aşınmayı taşıyor. Okayama Bilim Üniversitesi'nden Ryuji Takasaki ve arkadaşları, fosillerdeki mide taşlarının biçimlerini ve aşınma izlerini bugünkü kuşlar ile timsahlardaki örneklerle karşılaştırdı. Paleobiology'de yayımlanan çalışma, taşların mide içinde aşındıkça pürüzsüzleştiğini ve bu eğilimin otçul gruplarda daha açık görüldüğünü bildiriyor. Yazarlar bu izlerden iki ayrı sindirim düzeni çıkarıyor. Teropod soyunda bitkisel maddeyi öğüten kaslı bir mide gelişmiş olabilir. Ornitiskiyenler ile 20 metreyi aşan sauropodlar ise gelişkin diş ve çeneleri, uzun bir sindirim kanalındaki uzun süreli mayalanmayla birlikte kullanmış olabilir. Tarbosaurus'un gastrolit taşıyan bölgesi ile Psittacosaurus örnekleri bu karşılaştırmanın fosil tarafında yer alıyor. Çıkarımın sınırı da bulgunun parçası: taşların aşınması geçmişteki sindirimin fiziksel izidir, ancak yaşayan bir dinozorun midesindeki süreç doğrudan gözlenmiş değildir.[2]
İki iz, iki soru
İki haber fosillerden aynı şeyi çıkarmıyor. Homo antecessor parçaları, korunmuş kemiğin ölçülebilen katmanlarını karşılaştırarak kafatası yapısına ilişkin daha geniş bir yetişkin örnek tabanı kuruyor. Gastrolit çalışması ise korunmuş taş biçimini doğrudan korunmayan sindirim işlevi için bir gösterge olarak kullanıyor. Bu nedenle kanıt ile yorum arasındaki uzaklık farklı. Kafatası araştırmasında ölçülen büyüklük kemiğin kendisine ait; türler arası benzerlik, bu ölçülerin karşılaştırılmasından doğuyor. Mide taşı araştırmasında ise aşınma, önce bugünkü kuş ve timsahlarla ilişkilendiriliyor, ardından dinozor soylarındaki olası sindirim düzenlerine taşınıyor. Birlikte okunduğunda gelişme, fosillerin tek başına eksiksiz bir biyoloji vermediğini; farklı korunmuş parçaların farklı soruları yanıtladığını gösteriyor. Kemik katmanları anatomiye daha doğrudan, taş biçimleri ise işleve daha dolaylı bir pencere açıyor. Parçalardan birinin yetişkin bireye ait olması ölçülebilir yapıyı çoğaltırken, gastrolitin karın bölgesinde bulunması taşın yaşam sırasında tam olarak hangi konumda olduğunu tek başına belirlemiyor. Bu yüzden iki araştırmada da korunmuş nesnenin neyi gösterebildiği açıkça tanımlanıyor. Kafatasında sayıların karşılaştırıldığı aralık, mide taşında ise aşınmanın dayandırıldığı yaşayan hayvan örnekleri, yorumun sınırlarını belirliyor.[1], [2]