Nature Communications çalışmaları, deprem modellerini sonradan ayar vermeden puanlıyor ve genetik riskte tekrar uzunluğunu dizi yapısı ile soy kökeni bağlamına yerleştiriyor.
Bilim··Öğle
11 yıllık ileriye dönük deprem sınavı
Nature Communications'ta yayımlanan çalışma, Ağustos 2007 ile Ağustos 2018 arasında ileriye dönük işletilen 27 deprem tahmin modelini değerlendirdi. Collaboratory for the Study of Earthquake Predictability kapsamında çalışan modeller, Kaliforniya'da ertesi gün gerçekleşebilecek moment büyüklüğü 3,95 ve üzeri depremler için toplam 51.625 günlük tahmin üretti. Tahminler önceden belirlenmişti; değerlendirme, bu dönemde gerçekleşen 597 depremle ve toplulukça denetlenmiş istatistiksel yöntemlerle yapıldı. Modellerin yaklaşık yüzde 95'i deprem sayısı sınavında gözlemle uyumluydu. Konum sınavında bu oran üçte ikiye inerken büyüklük sınavında yeniden yaklaşık yüzde 95'e çıktı. Bu fark, bütün modellerin aynı ölçüde başarılı ya da başarısız olduğu tek bir puan vermek yerine, tahminin hangi bileşeninin modelleri ayırdığını gösteriyor. Yazarlar, yerleşmiş işletim türü modellerin bazı sürümlerinin gözlemle süreğen uyum sağladığını bildiriyor. Ayrıca dünya genelinde işletim amaçlı deprem tahmin sistemleri kuranlar için ayrıntılı öneriler, yazılım araçları ve karşılaştırma verileri yayımlıyorlar. Yayıncı, erişimdeki metnin erken sunulan düzenlenmemiş sürüm olduğunu ve son yayımdan önce ek düzenleme göreceğini belirtiyor.[1]
Uzunluğun ötesindeki tekrar dizisi
Aynı dergide yayımlanan diğer çalışma, hastalıkla ilişkilendirilmiş 66 ardışık tekrar bölgesini 1.265 belirti göstermeyen bağışçıdan gelen 2.530 haplotipte uzun okuma birleştirmeleriyle inceledi. İlk uzunluk eşiği uygulandığında bireylerin yüzde 8,5 kadarı yerleşik hastalık eşiklerinin üzerinde tekrar taşıyordu. Araştırmacılar kesintili dizileri, hastalıkla ilişkisi belirsiz bölgeleri ve beklenen kalıtım örüntüsüyle uyuşmayan taşıyıcıları ayıkladığında hastalık riski taşıdığı öngörülen pay yaklaşık yüzde 4'e düştü. Çözümleme kısa ardışık tekrarlarla birlikte, motifi 6 baz çiftinden uzun değişken sayılı tekrarları kapsıyor. Tekrar uzunluğunu motif bileşimi, yerel soy kökeni, bağlantı dengesizliği ve filogenetik ilişkilerle birlikte ele alıyor. Yazarlara göre eşik üstündeki birçok genişleme, hastalık yapıcılığını azaltan kesintili motifler veya başka dizi yapıları içeriyor. Risk verdiği öngörülen aleller ağırlıkla erişkin başlangıçlı ve penetransı düşük bölgelerde toplanıyor. Soy kökenine göre ayrıştırılmış çözümlemeler de topluluklara özgü tekrar mimarileri gösteriyor. Bağışçıların belirti göstermemesi, eşik üstü uzunluğun tek başına klinik sonuçla eş tutulmaması gereken veri bağlamının bir parçası.[2]
Değerlendirmeyi bağlama kilitlemek
Bu iki sonuç farklı soruları yanıtlıyor: biri depremlerin sayısını, yerini ve büyüklüğünü öngören modelleri puanlıyor; öteki belirli tekrar alellerinin hastalık riski taşıyıp taşımadığını sınıflandırıyor. Ortak yöntemsel çizgi, değerlendirme sırasında temel bağlamın korunması. Deprem çalışmasında model çıktıları olaylar görülmeden önce üretildiği için 11 yıllık gerçekleşmeler sonradan modele uydurulamıyor; ayrıca sayı, konum ve büyüklük ayrı sınavlar olarak kalıyor. Genetik çalışmada ise yalnızca tekrar uzunluğuna dayanan ilk eşik, motifin kesintili olup olmadığı, bölgenin ilişki gücü, kalıtım örüntüsü ve yerel soy kökeniyle yeniden değerlendiriliyor. Bu ek bilgiler, yüzde 8,5 düzeyindeki eşik üstü taşıyıcılık ile yaklaşık yüzde 4 düzeyindeki öngörülen risk arasındaki farkı açıklıyor. Her iki araştırma da daha çok veri eklemenin her durumda daha yüksek bir başarı oranı vermesini beklemiyor; ayrıntılı değerlendirme, modelleri veya alelleri daha seçici biçimde ayırıyor. Yine de deprem tahmin başarımı ile genetik hastalık riski aynı ölçüye çevrilemez. Nature Communications makaleleri, kendi alanlarında, bir sınavın ne zaman kurulduğunun ve hangi bilgi katmanlarını koruduğunun sonuçların anlamını belirlediğini gösteriyor.[1], [2]
İlgili köşe yazıları
Bu gündem hakkında daha fazla bilgi için ilgili köşe yazılarını okuyabilirsiniz.