Canlı tedaviler, ölçüme göre yanıt vermeyi öğreniyor
Kan şekerine göre ilaç üreten bağırsak bakterisi ile tümörde insan T hücrelerini inceleyen taramalar, tedaviyi tek bir madde değil, bulunduğu koşula yanıt veren bir sistem olarak ele alıyor.
Bilim··Gece
Ölçüm dozun zamanını değiştiriyor
Nature'da yayımlanan çalışma, kan şekeri normal eşiğin üstüne çıktığında tedavi edici genleri açacak biçimde tasarlanmış bir bağırsak bakterisini anlatıyor. GIFT adı verilen düzenekte, kan şekerine duyarlı HexR düzenleyicisi yapay bir promotorla birleştiriliyor. Bakteriler ağızdan verildikten sonra bağırsakta geçici olarak kalıyor ve aktarılan genlerin çalışmasını ölçülen kan şekeri düzeyine göre ayarlıyor. Yazarlar, yaklaşımın şeker hastalığı oluşturulmuş birden çok fare modelinde ve tip 2 diyabetli insan dışı primatlarda etkililik gösterdiğini bildiriyor. Uzun süreli ağızdan verimin kan yağı değerlerini iyileştirdiği ve bazı diyabet komplikasyonlarının gelişimini yavaşlattığı da kaynakta yer alıyor. Bu sonuçlar insanda elde edilmiş sonuçlar değildir. Haber, bir hastanın bugün kullanabileceği bir tedaviyi değil, canlı bir hücrenin algıladığı değişkene göre yanıt üretip üretemeyeceğini sınayan klinik öncesi bir sistemi tarif ediyor. Tasarımın farkı, dozu dışarıdan verilen bir komut yerine bakterinin karşılaştığı koşula bağlamasıdır; bu, güvenlik ve etkinlik sorularını ortadan kaldırmaz, fakat hangi mekanizmanın incelendiğini açıkça belirler.[1]
Tümör içindeki engelleri ayırmak
Aynı gün yayımlanan başka bir Nature çalışması, tedavi edici yanıtın yalnızca neyin verildiğine değil, hücrelerin tümör içindeki koşullara nasıl tepki verdiğine bağlı olduğunu başka bir yoldan inceliyor. Araştırmacılar, katı tümörlerden insan T hücrelerini genom çapında CRISPR taramaları yapabilecek verimle geri alan bir fare modeli kurdu. İki tarama ayrı sorular sordu: kaç T hücresinin tümöre ulaştığı ve ulaşan hücrelerin orada ne kadar iş gördüğü. Hücre bolluğunu izleyen tarama, P2RY8 ve G-alfa-13 sinyal eksenini tümöre sızmanın önündeki fren olarak işaret etti. İşlev taraması ise GNAS'ı öne çıkardı; kaynak, bu genin ürününü çeşitli baskılayıcı sinyalleri algılayan alıcıların aşağısında bir buluşma noktası olarak tanımlıyor. GNAS'ın devre dışı bırakılması, insan T hücrelerinin birden çok baskılayıcı uyarana daha dayanıklı kalmasıyla ilişkilendirildi. P2RY8 ile GNAS birlikte devre dışı bırakıldığında, çeşitli katı tümör modellerindeki denetim daha da iyileşti. Ancak çalışma insan hücrelerini fare konaklarda inceliyor; klinik yarar ya da güvenlik sonucu vermiyor.[2]
Yanıt veren sistemlerin ortak sınırı
İki haber aynı tedaviyi ya da aynı hastalığı anlatmıyor. Biri bağırsakta geçici kalan bir bakterinin kan şekeri yükseldiğinde gen etkinliğini değiştirmesini; diğeri ise tümöre giden T hücrelerinin baskılayıcı çevrede hangi genler yüzünden zorlandığını araştırıyor. Ortak çizgi, biyolojik müdahaleyi bulunduğu bağlama yanıt veren bir süreç olarak ele almalarıdır. GIFT için bağlam kan şekeri ölçümü, T hücresi taraması için bağlam tümör içindeki sinyaller ve hücrelerin konumudur. Bu benzerlik, iki platformun doğrudan birbirinin kanıtı olduğu anlamına gelmez. Bakteri çalışmasında bütün sonuçlar klinik öncesidir ve insan verisi yoktur. T hücresi çalışmasında ise insan hücreleri kullanılsa da konak farelerdir. Her iki kaynak da araştırmacıların sistemi hangi değişkenlerin yönettiğini daha ayrıntılı ayırmasına yardım ediyor: birinde eşik aşılması, diğerinde sızma ve baskılanma. Bugün kaynakların gösterdiği nokta, biyolojiye daha hassas müdahale etmek için ölçüm ve hücre çevresinin tasarımın merkezine alındığıdır.[1], [2]
İlgili köşe yazıları
Bu gündem hakkında daha fazla bilgi için ilgili köşe yazılarını okuyabilirsiniz.