Genomlar ve yer radarı görünmeyen geçmişi geri getirdi
Fiji ve Tonga'dan antik genomlar Pasifik yerleşiminin zaman çizelgesini yenilerken yer radarı Danimarka'da bir spor sahasının altındaki Orta Çağ manastırını haritaladı; farklı araçlar kayıp geçmişi görünür kılıyor.
Bilim··Öğle
Pasifik'e giden yollar genomda
Uzak Pasifik'e kimin ne zaman vardığı, uzun süre arkeoloji ve dil kanıtlarıyla çiziliyordu; şimdi Fiji ve Tonga'dan okunan eski insan genomları bu çizelgeyi yeniliyor. Phys.org'un aktardığı, Cell dergisinde yayımlanan çalışmada son üç bin yıla yayılan 72 bireyin genomu okundu. Tübingen Üniversitesi'nden Cosimo Posth'un yürüttüğü, ilk yazarlığını Michal Feldman'ın yaptığı çalışma Fiji'den ilk eski insan genomlarını veriyor. Papua kökenli soy Vanuatu'ya yaklaşık 2.700 yıl önce ulaşmış, Fiji'ye ise yaklaşık 500 yıl sonra varmış. Tonga yaklaşık 3.000 yıl önce iskân edilmiş; Fiji'ye ikinci bir Papua dalgası gelmiş; Polinezya kökenli göç güney Vanuatu'ya yaklaşık 1.000 yıl önce ulaşmış. Güneydoğu Asya kökenli yayılım, sonraki Papua dalgalarına göre çok daha hızlı ilerlemiş. 1.500 yıl öncesine tarihlenen bir Fiji topluluğunda soy dağılımı eşitsizdir; araştırmacılar bunu varlığı ya da toplumsal konumu koruyan uygulamalara bağlı olabileceği biçiminde yorumluyor. Okur için tablonun özü şu: adalar zinciri hızları ve yönleri farklı katmanlarla doldu; tek bir dalga yetmedi. Genom, iskelet ve yerleşim katmanlarının yanına kimlerin kanını taşıdığını ekliyor ve zaman çizelgesindeki boşlukları somut aralıklarla dolduruyor. Yorum katmanı da açık tutuluyor: eşit olmayan soy dağılımı, statü koruyan uygulamalara işaret edebilir; tek başına kesin bir toplumsal tarih yazmıyor.[1]
Spor sahasının altında manastır planı
Aynı pencerede başka bir araç, Avrupa'nın görünmeyen bir Orta Çağ yapısını yüzeye çıkarıyor. NIKU'nun yürüttüğü yer radarı taraması, Danimarka'nın Roskilde kentindeki Byparken sahasının yaklaşık bir metre altında Aziz Clara rahibe manastırını görüntüledi. Phys.org'un aktardığı sonuçta dik açıyla yerleşmiş dört manastır kanadı, oda bölmeleri, sütun temelleri ve güney kanatta bir kilise seçiliyor. Çalışma Roskilde Müzesi (ROMU) ve Danimarka Ulusal Müzesi ile birlikte yürütüldü; arkeologlar Arne Abel Stamnes, Regin Meyer, Magnus Hjorth Jørgensen ve Jesper Langkilde yer aldı. Manastır 1256'da kuruldu ve Reform'un ardından yıkıldı. NIKU sonucu, İskandinavya'da bir manastır yapısı için elde edilmiş en net yer radarı görüntüleri arasında sayıyor. Doğu kanadında tonoz izleri de görüldü. Alanda kazı yapılmadı; plan şimdilik yalnızca radar okumasına dayanıyor. Okur için bu, toprağın altındaki geçmişin her zaman kürek gerektirmediğini hatırlatıyor: saha hâlâ spor için kullanılıyor, ama yaklaşık bir metre aşağıda manastırın geometrisi haritalanmış durumda. Kazı yapılmadığı için duvarların malzemesi, mezarların içeriği ya da yıkım katmanının ayrıntısı henüz açılmadı; görünen şey, kanatların ve kilisenin yer planı. Yine de kayıp bir yapı, modern bir çim sahanın altında yeniden konum kazandı.[2]
Farklı araçlar, aynı görünürlük
İki gelişme aynı masada durduğunda ortak yanları görünürlüktür; yöntemleri ayrı kalır. Pasifik'te moleküler okuma, adalara varışın zamanını ve soy katmanlarını yeniden sıralıyor; Danimarka'da elektromanyetik tarama, yıkılmış bir manastırın kanatlarını spor sahasının altında çiziyor. Biri kemik ve dişten gelen kalıtım bilgisini, diğeri topraktaki yapısal süreksizlikleri okuyor. İkisi de kayıp geçmişi, doğrudan kazı veya yazılı arşiv olmadan önce bile kısmen geri getiriyor. Sınırlar da net. Genom çalışması 72 bireyle üç bin yıllık bir yayılımı örnekliyor; her ada ve her kuşak için eksiksiz bir nüfus sayımı iddiası taşımıyor ve eşit olmayan soy dağılımına dair toplumsal okuma ihtiyatlı tutuluyor. Radar çalışması manastır planını keskin çiziyor ama kazı yapılmadığı için stratigrafi, tarihleme örnekleri ve buluntu bağlamı henüz yok; NIKU'nun netlik değerlendirmesi görüntü kalitesine ilişkin. Okur için birleşik ders yalın: geçmiş bazen metinde, bazen toprakta, bazen de molekülde saklanır ve doğru araç o saklı katmanı okunur kılar. Fiji ile Tonga'nın yerleşim sırası ile Roskilde'nin çim altındaki manastırı, aynı haber penceresinde, kaybolmuş insan hikâyelerinin yeniden konumlandığını gösteriyor.[1], [2]