Boşluksuz çavdar genomu, dev kayman akrabası ve kurşunsuz amonyak algılayıcı
Boşluksuz bir çavdar genomu buğday ıslahı için yeni genetik çeşitliliği açığa çıkarıyor. Başka yerlerde, ısırık izleri dev bir kayman akrabasını Miyosen Kolombiya'sının besin zincirinin tepesine taşıdı ve kurşunsuz bir perovskit film amonyağı 13 saniyede saptadı.
Bilim··Sabah
Boşluksuz çavdar genomu buğday ıslahı için yeni genetik çeşitlilik ortaya koyuyor
Leibniz Bitki Genetiği ve Kültür Bitkileri Araştırma Enstitüsü'nde çalışan uluslararası bir ekip, çavdarın Lo7 hattını uzun okumalı dizilemeyle birleştirerek yedi kromozom çiftinin tamamında sentromer dizilerini eksiksiz çözdü. Yüzde 90'ı yinelenen dizilerden oluşan büyük çavdar genomunda 2021'deki birleştirmede kalan boşluklar böylece kapatıldı. Nature Communications'ta yayımlanan çalışma, buğday ıslahında hastalık direnci ve gürbüzlük için kullanılan 1RS kromozom koluna odaklanıyor. Yeni birleştirme, çavdar genotipleri arasında 1RS'in buğday programlarının bugün yararlandığı bölümlerden daha fazla çeşitlilik taşıdığını gösteriyor. Makale tarlada ölçülmüş bir verim artışından çok genomik çeşitliliği ortaya koyuyor.[1]
Isırık izleri dev bir kayman akrabasını Miyosen Kolombiya'sının besin zincirinin tepesine yerleştiriyor
Helsinki Üniversitesi'nden Oscar Wilson ve arkadaşları, Kolombiya'nın Orta Miyosen dönemine ait 10,5 ile 16 milyon yıl yaşındaki kemikleri inceleyerek, boyu yaklaşık 7 metreyi ve kütlesi 1.800 kilogramı bulabilen bir timsahgil olan Purussaurus neivensis'e bağladıkları beslenme izleri saptadı. Journal of Vertebrate Paleontology'de yayımlanan bulgularda izlerin sıklığı, o dönemki büyük otçulların başlıca tüketicisi olarak memeli yırtıcılar yerine timsahgilleri işaret ediyor. Bir ısırık izi bir etkileşimi belgelerken leş yemek de benzer izler bıraktığından, yazarların savı hayvanların nasıl öldüğünü değil, büyük otçulları hangi hayvanın yediğini ortaya koyuyor.[2]
Kore Malzeme Bilimi Enstitüsü araştırmacıları, formamidinyum antimon bromürü ince bir filme dönüştürerek amonyağı 1 ppm düzeyine kadar algılayan ve 100 ppm derişimde 13 saniye içinde yanıt veren bir algılayıcı geliştirdi. Algılayıcı metan, karbon monoksit, azot oksitler, hidrojen ve metanole karşı belirgin biçimde daha zayıf bir yanıt verdi. Small Structures'ta yayımlanan çalışmadaki asıl yenilik ise mekanizmadan geliyor: amonyak molekülleri önceki algılayıcılardaki gibi yüzeye tutunmak yerine perovskit örgüsüne tersinir biçimde giriyor ve malzemeyi p tipi katkılayarak iletkenliği yükseltiyor. Film iki ay sonra başarımının yaklaşık yüzde 97'sini korudu; ancak sonuç sahaya kurulmuş bir cihazdan çok bir laboratuvar gösterimi niteliği taşıyor.[3]