Gp53 proteini bakterinin bölünmesini ve biyofilm oluşumunu baskılıyor
Tek bir hakemli laboratuvar çalışması, faj proteini Gp53’ün Pseudomonas aeruginosa bakterisinde genlerin çalışmasını değiştirdiğini buldu. Protein fazla üretildiğinde bölünme yavaşladı, biyofilm oluşumu ve hareket azaldı. Bölünmede görevli genin artırılması hücre biçimini ve büyümeyi düzeltti; diğer kusurlar sürdü. Deneyler bakteride farklı düzenleme yollarını ayırıyor. İnsan enfeksiyonlarında etkili veya güvenli bir tedavi geliştirilmiş olduğu anlamına gelmiyor.
Bilim··Gece
Fazla Gp53 büyümeyi yavaşlatıp biyofilmi azalttı
Bakterileri enfekte eden bir virüsün, yani bakteriyofajın taşıdığı protein, Pseudomonas aeruginosa bakterisinin laboratuvar suşunda büyümeyi aksattı. Tek bir hakemli çalışmada Gp53’ün fazla üretilmesi hücreleri uzattı, hareketi azalttı ve biyofilm oluşumunu yaklaşık üç kat düşürdü. Biyofilmler, yüzeye tutunmuş bakteri topluluklarıdır. Çalışma laboratuvarda bakteri fizyolojisini inceledi; insan enfeksiyonlarına karşı klinik etki ortaya koymadı.[1]
Protein, atık sudan elde edilen ΦPA1019 fajının erken etkinleşebilecek 15 geninin taranmasında öne çıktı. Gp53, 126 amino asitten oluşuyor ve genetik bilgiyi taşıyan DNA’ya bağlanıyor. Araştırmacılar proteinin etkilerini PAO1 adlı bakteri suşunda sınadı.[1]
ftsZ’nin artırılması bölünme kusurunu düzeltti
Gp53, hücre bölünmesini sağlayan Z halkasının kurulmasında görevli ftsZ geninin promotoruna bağlandı. Promotor, genin okunmasını denetleyen DNA bölgesidir. Floresan görüntüleme, Gp53 fazla üretildiğinde halkanın hücrenin ortasındaki olağan konumundan kaydığını gösterdi. ftsZ ile gp53 birlikte artırılınca büyüme ve hücre biçimi düzeldi. Biyofilm ve hareket kusurlarının sürmesi, bölünme yolunun bu etkilerden ayrılmasını sağladı.[1]
DNA bağlanma deneyleri geniş bir düzenleme ağını izledi
Genlerin çalışma düzeyini ölçen deneyler 3.342 gende değişim saptadı; 1.642 genin etkinliği artarken 1.700 geninki azaldı. Bağlanma haritaları, çoğu temel promotor bölgelerinde bulunan 78 bölge belirledi. Bunlar arasında biyofilm ve hareket genleriyle ilişkili bölgeler de vardı. Bazı amino asitleri değiştiren ekip, DNA bağlanmasının zayıfladığını gördü. Bakterinin etkilenen özellikleri de büyük ölçüde düzeldi.[1]
Kristal yapısını belirlemek, protein yoğun biçimde kümelendiği için zorlaştı. Araştırmacılar yapısal yorumu modellemeyle geliştirdi. Çalışmada ilaç dağılımı, insanlarda güvenlik veya canlı bir enfeksiyon modelindeki etkililik sınanmadı.[1]