Kendini ayarlayan yonga, ışık karışımındaki düzeni ayrıştırdı
Silikon fotonik devre, güç ölçümlerine göre kendini ayarlayarak kısmen eşevreli ışığı birbirinden bağımsız bileşenlere ayırdı. Hakemli laboratuvar çalışması, girişteki ışık alanının tamamını önceden yeniden kurmaya gerek bırakmayan bir yöntem sunuyor. Ayrılan matematiksel kipler her zaman özgün ışık kaynaklarıyla örtüşmüyor. Bu ayrım, yöntemin algılama, görüntüleme ve iletişimdeki olası kullanımını yorumlamak açısından önem taşıyor.
Bilim··Gece
Karışık ışık ayrı çıkışlara yöneliyor
Nature Photonics’te yayımlanan hakemli bir laboratuvar çalışmasında silikon fotonik yonga, kısmen eşevreli ışığı bağımsız bileşenlere ayırdı. Eşevrelilik, ışığın farklı noktalarda ve anlarda nasıl birlikte dalgalandığını tanımlıyor. Aygıt, güç ölçümlerine göre kendini ayarlayarak en güçlü eşevreli kipleri ayrı çıkışlara yönlendiriyor. Girişteki ışık alanının tamamını önceden yeniden kurmaya gerek kalmıyor. Ayrılan ışık, sonraki optik işlemlerde kullanılabilecek biçimde fiziksel olarak ayrı kanallarda kalıyor.[1]
Güç ölçümleri devrenin ayarını yönlendiriyor
Devre, ışık yollarını birleştiren ayarlanabilir girişimölçerlerden oluşuyor. Girişteki ışık alanı birden fazla noktadan örnekleniyor; çıkış gücünden alınan geri bildirim bu elemanların ayarını değiştiriyor. Yöntem yalnızca parlaklığa değil, örneklenen noktalar arasındaki ilişkiye dayanıyor. Laboratuvar gösterimlerinde bağımsız lazerlerden gelen ışık karışımları kullanıldı. Ayrılan kipler birbirleriyle girişim oluşturmuyor. Böylece karışımın eşevrelilik yapısı yalnızca bilgisayarda hesaplanmakla kalmıyor, ayarlanabilir optik bir devre aracılığıyla ayrı kanallara taşınıyor.[1]
Kipler özgün ışık kaynaklarından farklı olabiliyor
Eşevreli kiplerin ayrılması, özgün ışık kaynaklarının her birinin yeniden elde edilmesiyle aynı anlama gelmeyebiliyor. Birbirine dik kaynak alanları, ayrılmış kiplerle örtüşebiliyor. Genel durumda ise aygıt kaynakların farklı birleşimlerini ayırabiliyor. Deneyler belirli giriş sayısı ve denetim hızı içinde yürütüldü. Daha büyük sistemler için optik kayıplar da önem taşıyor. Bu tek çalışma görüntüleme ve algılama aygıtlarıyla iletişim sistemlerinde kullanılabilecek bir bileşen sunuyor; kurulmuş bir haberleşme ağındaki başarıyı ölçmüyor.[1]