PYTHIA, erken hastalık uyarısı verecek giyilebilir yama için destek aldı
MIT öncülüğündeki PYTHIA projesi, kalp yetmezliği ve sepsisle ilişkili değişimleri izleyecek giyilebilir bir cihaz geliştirmek için dört yıl süreli ve üst sınırı 38 milyon dolar olan araştırma desteğini kazandı. Araştırmacılar kimyasal algılamayı elektronik ve cihaz üzerinde çalışan yapay zekâyla birleştirmeyi planlıyor. Destek, geliştirme ve sonraki sınama aşamalarına ayrıldı; tasarlanan yamanın hastalarda ne ölçüde başarılı olacağı henüz belirlenmiş değil.
Bilim··Akşam
Araştırma desteği erken hastalık belirtilerine yöneldi
ABD’deki Massachusetts Teknoloji Enstitüsü, kalp yetmezliği ve sepsisle bağlantılı değişimleri izleyecek bir yama geliştirmek için PYTHIA projesini yürütecek. Araştırmayı Ahmad Bahai yönetiyor. Sepsis, enfeksiyona verilen yanıtın organlara zarar verebildiği ağır bir durum. Enstitünün 4 Kasım’da duyurduğu destek, dört yılda 38 milyon dolara kadar çıkıyor. Kaynağı, ABD İleri Sağlık Araştırma Projeleri Ajansı’nın biyolojik algılamaya odaklanan Delphi programı.[1]
Yama ölçümleri vücut üzerinde işleyecek
Tasarlanan cihaz, hücrelerin çevresindeki sıvıda hastalıklarla ilişkili molekülleri izleyecek. Ekip, kimyasal algılamayı çok az enerji tüketen elektronikle birleştirmeyi amaçlıyor. Çipte çalışan yapay zekâ, sürekli gelen ölçümleri yararlı bilgiye dönüştürmeye yardımcı olacak. Enerjinin vücut ısısından sağlanması da hedefler arasında. Bileşenlerin geliştirilip birlikte sınanması gerekiyor; cihazın hastalardaki başarımı henüz belirlenmiş değil.[1]
Çalışma, algılayıcının kimyası ve elektronik parçalarıyla başlayacak. Klinik öncesi değerlendirmeyi, hastaların katıldığı sınamalar izleyecek. Program, daha geniş ölçekte üretime hazırlığı da kapsıyor. Bahai’nin sürekli glikoz izleme konusundaki önceki çalışmaları, projenin çıkış noktalarından biri. Ekip, klinik araştırma, sanayi ve yarı iletken bilimi alanlarındaki uzmanlıkları bir araya getiriyor. Enstitünün sağlık ile yarı iletken araştırmalarını buluşturan programı, çip mühendisliğini tıbbi gereksinimlerle ilişkilendiren çalışmalara dayanıyor.[1]