Öğretilen iş

Güney Philadelphia'da kütüphaneci Charlie Bailey'nin bir saatlik atölyesinde yaklaşık 20 yetişkin var. Bailey önce yapay zekâ sohbet araçlarının nasıl çalıştığını, insanların bunları neden kullanmak ya da kullanmamak isteyebileceğini anlatıyor; sonra yaygın platform ve cihazları tek tek gezip özellikleri kapatma adımlarını yansıtarak gösteriyor. Atölyenin adı Avoiding AI, yani yapay zekâdan kaçınma.[1]

Sokaktaki gözle bakınca buradaki iş tanımı alışılmadık: öğretilen ürün ayarlar ekranı. Bunu en iyi anlatan şey, Maine'deki Bangor Halk Kütüphanesi'nde çalışan Hannah Cyrus'un aldığı sorular. Cyrus'a giderek daha sık şu soruluyor: bu şeyi nasıl kapatırım, neden e-postalarımı benim yerime yazmaya çalışıyor, neden tek cümlelik e-postamı özetliyor. Bir özelliği kapatmak, ürünü öğrenmekten daha çok emek istiyorsa, tasarım kullanıcının kararını almış demektir.[1]

Talep gerçek, ama sayılar iki kütüphaneden

Karşılaştırmayı kütüphanelerin kendi ortalamasıyla yapmak gerekiyor. Cyrus'un bilgisayara giriş derslerine genellikle yaklaşık 12 kişi katılıyor; Avoiding AI atölyesine ilgi o kadar yoğun oldu ki yüz yüze kaydı 30 kişiyle sınırlayıp bekleme listesi açtı ve atölyeyi Zoom'dan yayımladı. Yayın dahil ilk iki oturuma yaklaşık 70'er kişi katıldı. Cyrus'un konuyu anlattığı meslek dergisi yazısından sonra dünyanın dört bir yanından onlarca kütüphaneci kendisine ulaştı; Bailey de onlardan biri. Bailey'nin kütüphanesinin Instagram paylaşımı 2.000'den fazla beğeni aldı ve 220 kez paylaşıldı; kurumun diğer paylaşımları ise çoğunlukla yalnızca onlarca beğeni alıyor. Yoğun ilgi nedeniyle ikinci bir oturum planlandı.[1]

Bu sayılar bir zorluğun ölçüsü olarak anlamlı; bir yaygınlığın ölçüsü olarak değil. İki kütüphane, birkaç yüz kişi ve bir sosyal medya paylaşımı, kaç kişinin bu özellikleri gerçekten kapattığını göstermez. Aynı ilgi başka bir nedenle de açıklanabilir: bir kütüphanecinin büyük teknoloji şirketlerini eleştirmesi kendi başına dikkat çekicidir ve ücretsiz bir yerel derse katılım, konunun gündemde olduğunu gösterir, telefon kullanımının kalıcı olarak değiştiğini değil.[1]

Kapatmak reddetmek değil

Salondaki tutum da bunu doğruluyor. Cyrus, kütüphanede eski belgeleri taramak için kullanılan optik karakter tanımanın ne kadar işe yaradığını hatırlatıyor; bir katılımcı yapay zekâyı tıbbi gelişmeler açısından reddetmediğini söylüyor. Odada paylaşılan ipucu da teknolojiyi bırakmak değil, ayarını değiştirmek üzerine: Google aramasına eklenen bir parametre yapay zekâ sonuçlarını gizliyor. Beklenecek somut işaret, atölyeyi gereksiz kılacak olan şeydir: büyük platformlardan birinin, yıl sonuna kadar, cihaz üzerindeki yapay zekâ özelliklerini tek bir yerden kapatan ve kolay bulunan bir seçenek yayımlaması. O ayar geldiğinde bu dersin konusu değişecek.[1]