Kesilen dakikaların yeri

You See You in Me’nin sonu, Wayne Coyne’un anlattığına göre, slide gitarlarla ve bozulmuş yaylı sesleriyle uzuyor. Dave Fridmann’la yapılan çalışmada bu bölümden birkaç dakika kesiliyor; sona bir bitiş cümlesi ekleniyor. The Flaming Lips’in 22 Ocak 2027’de çıkacak The Teardrop Throbs albümünde dinleyiciye ulaşacak biçim, bu kesme kararıyla kuruluyor. Coyne’un açıklaması, parçanın yalnızca hangi seslerle genişlediğini değil, nerede sona erdirildiğini de gösteriyor.[1]

Bu kesintiyi bir düzenleme tercihi olarak okuyorum. Seslerin birikmesi, parçanın sonuna kadar aynı ağırlığı taşımasını gerektirmiyor. Son cümleye daha kısa yoldan ulaşmak, o cümlenin çevresindeki oranları değiştiriyor. Albüm henüz yayımlanmadığı için bu tercihin duyulan sonucuna hükmedemeyiz. Yine de bestecilik sorusu şimdiden belirgin: Bir bitişin hazırlanması için ne kadar gelişme gerekiyor? Coyne’un tarif ettiği işlem, bu soruyu stüdyoda süre üzerinde çalışarak yanıtlıyor.[1]

Hooray ile At the End of the Day başlangıçta birbirine bağlı uzun bir çalışmaymış. İkiye ayrıldıklarında her biri kendi başlangıcını ve bitişini kazanıyor. Bu ayrılmanın albüm içindeki geçişleri daha belirgin kılabileceğini düşünüyorum. Başka bir olasılık da iki parçanın aynı müzikal akışı, aralarına sınır konmasına rağmen sürdürmesi. Ayrı başlıklar ile parça sınırı, duyulacak ilişkinin ne kadar değiştiğini henüz anlatmıyor; fakat düzenleme sırasında bütünün yeniden bölümlendiğini açıkça gösteriyor.[1]

Söz çekilince kalan biçim

Coyne, At the End of the Day’in kendi gitarı ve eşi Katy’nin söylediği başlık cümlesiyle başladığını anlatıyor. Daha sonra anlatı çıkarılıyor ve çalgısal biçim benimseniyor. Now I Understand’da ise başlangıç noktası başka bir şarkının arkasındaki orkestrasyon. Vokal, davul, gitar ve önceki şarkı yapısı kaldırılınca bu malzeme albümün kapanış parçasına dönüşüyor. İki örnekte de düzenleme, eldeki seslere yeni görev veriyor.[1]

Bir şarkının arkasında duran orkestranın sona taşınması, eşlik ile ana malzeme arasındaki ilişkiyi değiştiriyor. Burada ilgimi çeken, yeni bir çalgının eklenmesinden çok mevcut katmanın öne çıkması. Sözler geri çekilince dinleyicinin izleyeceği çizgi de değişebilir: anlatının sırası yerine çalgıların ilişkileri belirginleşir. Bunun nasıl duyulacağını albüm gösterecek. Açıklanan tercih ise somut; arka plan olarak yazılmış sesler kendi başına bir parçanın taşıyıcısı yapılmış.[1]

The Teardrop Throbs’un 13 parçalık programında bu kararları yan yana okumak, albümü biçim üzerinden düşünmeyi sağlıyor. Kısalan son, ikiye ayrılan uzun çalışma ve vokali çıkarılan orkestrasyon aynı araçla yapılmıyor; her biri parçanın sınırını başka yerden kuruyor. Albüm yayımlandığında takip edeceğim müzikal ilişki, bu sınırların sıralama içinde nasıl işlediği. Bir albümün süresi kadar, seslerin hangi noktada birbirine yer açtığı da düzenlemenin konusu.[1]