Alıcıya açılan perde

Bir animasyonun dünya yolculuğunu ülke sayısıyla anlatmak kolay: Pirate Mo and the Legend of the Red Ruby için satış yapılan yerlerin sayısı 50’yi aştı. The Playmaker Munich’in Amerikan Film Pazarı öncesindeki yeni anlaşmalarında Avustralya ve Yeni Zelanda için Umbrella Entertainment, İsrail için FilmHouse, Vietnam için Skyline Media var. Bu liste, filmin dolaşımındaki ilk somut örgüyü gösteriyor: yapım ile farklı yerlerdeki dağıtımcılar arasındaki bağları. Sayının sinema açısından ilginç yanı, aynı filmin farklı coğrafyalarda arkasına farklı dağıtımcılar alması. Türkiye için Filmarti, Kuzey Amerika için Viva Pictures Distribution da bu ağın açıklanmış parçaları.[1]

Pazardaki gösterim bu ağın içinde bir işleve sahip. Duyuruda kullanılan tanım pazar prömiyeri; gösterimin muhatabı alıcılar. Filmin ilk kez hangi koşullarda görüldüğü, gösterim tarihinin kendisi kadar belirleyici. Bir dağıtımcının önüne çıkan eser ile bir sinemanın programında yer alan eser, dolaşımın farklı eşiklerinde duruyor. Buradan çıkardığım sonuç, satış haberinin esas kazanımının erişimin örgütlenmesi olduğu. Daha iyimser bir okuma, bu kadar geniş hak satışını hazır bir seyirci talebi gibi görebilir. Oysa duyuruda sayılan birimler ülkeler ve anlaşmalar; o sayının ölçtüğü ilişki, seyirci ile film arasındaki buluşmadan önce kuruluyor.[1]

Takvimin seyirciye değdiği yer

Seyirciye uzanan en belirgin tarih, Almanya ve Avusturya dağıtımcısı DCM Distribution’ın açıkladığı 29 Nisan 2027 sinema vizyonu. Bu tarih, 50’den fazla ülkelik listenin içindeki iki yeri somut bir gösterim planına bağlıyor. Dağıtım haberini böyle okumak, ülkeleri aynı anda açılan tek bir perdeye dönüştürmeden filmin ilerleyişini izlemeye yarıyor. Almanya ile Avusturya için takvim, Türkiye içinse dağıtımcı adı var. İki bilginin seyirci açısından sunduğu kesinlik farklı. Tek bir satış toplamının içinde bu ayrıntıyı görmek, uluslararası dolaşımın yerel takvimler üzerinden kurulduğunu hatırlatıyor.[1]

Filmin kendisine gelince, eldeki yaratıcı çerçeve Kirsten Boie’nin Seeräubermoses romanı, Richie Conroy ile Florian Westermann’ın senaryosu ve Westermann’ın yönetmenliği. Korsan gemisinde büyüyen Mo’nun Claas, Hannes ve yakut arayışıyla kurulan macerası, uyarlamanın duyurulmuş öyküsü. Bu malzeme bir sinema yazısı için başlangıç veriyor: kitapta anlatılan yolculuğun uzun metraj biçimine taşınması. Benim bugünkü ilgim, bu yaratıcı çerçeveyi seyirciye ulaştıran gösterim düzeninde. DCM’nin tarihli planı ile pazar prömiyerinin yan yana gelişi, bir filmin dolaşıma çıkışını tek bir başlangıç anına sıkıştırmadan anlatmaya izin veriyor. Pirate Mo’nun şimdilik görünür hareketi bu iki takvim arasında.[1]