Darfur'da geleneksel bir mahkemeye yönelik ölümcül saldırı ile Kudüs'teki Ermeni manastırına taşlı saldırı, toplumsal otorite mekânlarının farklı şiddet ölçeklerinde hedef oluşunu gösteriyor.
Jeopolitik··Sabah
Darfur'da bir ağacın altındaki mahkeme
Emergency Lawyers adlı hukukçu örgütü, Kuzey Darfur'daki Garra al-Zawaya köyünde geleneksel mahkemenin toplandığı yeri vuran insansız hava aracı saldırısında en az 35 kişinin öldüğünü ve birkaç kişinin yaralandığını bildirdi. Örgüt saldırıyı Sudan ordusuna atfetti. Saldırı pazar günü yerel saatle yaklaşık 13.00'te, el-Faşir'in 150 kilometre kadar batısındaki Kabkabiya yakınlarında gerçekleşti. Adı açıklanmayan bir görgü tanığı, mahkeme oturumunun yerel toplum önderlerinin katılımıyla bir ağacın altında yapıldığını söyledi. Ölenler arasında dört aşiret lideri ile iki Hızlı Destek Kuvvetleri komutanının bulunduğu bildirildi. Köy paramiliter Hızlı Destek Kuvvetleri'nin denetiminde; haberde ne ordunun ne de Hızlı Destek Kuvvetleri'nin olaya ilişkin açıklaması yer aldı. Üç yıldır süren iç savaşta iki tarafın ihlallerini de belgeleyen Emergency Lawyers'ın açıklaması, yerel uyuşmazlık çözümü için toplanılan bir alanın savaşın hedeflerinden birine dönüştüğünü aktarıyor. Birleşmiş Milletler, 2026'nın ilk beş ayında insansız hava aracı saldırılarında 1.000'den fazla sivilin öldüğünü bildirmişti.[1]
Kudüs'te manastır girişi ve bir evin penceresi
Kudüs'ün Eski Şehri'nde ise Ermeni Patrikhanesi'ne bağlı Aziz Yakup Manastırı'nın girişi ile avlu duvarı saldırıya uğradı. Al Jazeera'nın haberine göre altı İsrailli manastır girişine sırayla tükürdü ve duvara taş attı. Olayı evinden kaydeden Ermeni bir kadının penceresi de taşların hedefi oldu. İsrail polisi altı şüpheliyi gözaltına aldı. Olayda yaralanma ya da ölüm bildirilmiyor. Aziz Yakup Manastırı, ibadet işlevinin yanında bölgedeki Ermeni Kilisesi'nin merkezi ve kilisenin en üst düzey yerel din adamının ikametgâhı. Bu nedenle saldırının yöneldiği giriş ve duvar, aynı zamanda kurumsal ve dinî bir merkezin sınırını oluşturuyor. Haberdeki görüntü kaydı saldırının bir bölümünü kamuya taşırken, polisin gözaltı işlemi de olayın hemen ardından kayda geçen resmî karşılık oldu.[2]
Ölçekler ayrı, kurumların işlevi ortak
İki saldırının ölçeği, faili hakkında mevcut bilgi ve ardından gelen resmî tepki birbirinden keskin biçimde ayrılıyor. Darfur'da en az 35 kişinin öldürüldüğü bildiriliyor; saldırı orduya bir hak örgütü tarafından atfediliyor ve haberde çatışmanın iki tarafının açıklaması bulunmuyor. Kudüs'te ölüm bildirilmedi, altı şüpheli polis tarafından gözaltına alındı ve olayın bir bölümü evinden kayıt yapan bir kadın tarafından görüntülendi. Bu farklılıkları korumak, olayları tek bir şiddet kategorisine indirgememek için gerekli. Haberleri bir araya getiren somut bağ, hedef alınan yerlerin topluluk yaşamındaki işlevidir: Garra al-Zawaya'da aşiret liderlerinin de katıldığı geleneksel mahkeme bir uyuşmazlık çözümü alanıydı; Aziz Yakup ise bölgesel Ermeni Kilisesi'nin merkezi ve en üst yerel din adamının ikametgâhı. Birinde savaşın hava gücü, diğerinde tükürme ve taş atma, kurumların toplulukla temas ettiği fiziksel mekâna yöneldi. Güncel tablo, sonuçların büyüklüğünü eşitlemeden, yerel otorite ve aidiyet mekânlarının güvenliğinin iki ayrı çatışma ortamında nasıl bozulduğunu gösteriyor. İki haberin ortak noktası, saldırının toplulukların kendilerini yönettiği ve temsil ettiği fiziksel mekâna kadar ulaşmasıdır; sonuçların büyüklüğü ayrı kalır.[1], [2]