Yemen saldırılarına ilişkin Pentagon bilançosu ile Karayipler'deki tekne saldırıları, askerî güç kullanımının hukuki ve insani incelemeden önce ilerlediği iki ayrı cepheyi gösteriyor.
Jeopolitik··Sabah
Yemen bilançosu bir yıl sonra
Kongre'ye sunulan ve gizlilik derecesi taşımayan Pentagon değerlendirmesi, 2025'te Yemen'deki ABD saldırılarında 153 sivilin öldüğünü, 243 sivilin yaralandığını saptadı. Al Jazeera'nın aktardığı değerlendirmeye göre bu kayıpların tamamı nisan ayındaki üç saldırıda meydana geldi; 2024 için kaydedilen sayı 2 ölü ve 2 yaralıydı. En ağır bilanço, Ras Isa akaryakıt limanına düzenlenen saldırıda çıktı: değerlendirme burada 80 sivilin öldüğünü ve 171 sivilin yaralandığını belirledi. İnceleme, saldırıların sivil zarara yol açmış olmasını olmamasından daha olası buldu, ancak taziye ödemesini uygun görmedi; haberde bu karar için bir gerekçe açıklanmadığı belirtildi. Adının açıklanmaması koşuluyla Associated Press'e konuşan bir Pentagon yetkilisi, Ras Isa saldırısının Yemen halkına zarar vermeyi amaçlamadığını, hedefin Husilere yakıt sağlayan bir kaynağı ortadan kaldırmak olduğunu söyledi. Bu savunma, değerlendirmenin kayıp tespitini değiştirmiyor. Şubat itibarıyla Merkez Kuvvetler Komutanlığının sivil kayıp bildirilen 15 olayı daha incelemeyi sürdürmesi, yayımlanan tablonun kapanmış bir hesap değil, devam eden bir geriye dönük değerlendirme olduğunu gösteriyor.[1]
Karayipler'de hukuk tartışması
Karayipler'deki ayrı harekâtta ABD güçleri, eylül 2025'ten beri uyuşturucu kaçırdığını öne sürdükleri gemileri vuruyor. Al Jazeera'nın haberine göre ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, Panama'da Amerika Kalkanı koalisyonu üyelerini Uluslararası Ceza Mahkemesinin yargı yetkisini reddetmeye çağırdı. Hegseth, mahkemenin ABD ile ortaklarının askerî personeli üzerinde hukuka aykırı biçimde yetki kurmasının planlandığını ileri sürdü ve harekâtın silahlı çatışma hukukuna göre bütünüyle hukuka uygun olduğunu savundu. Kolombiya aynı gün koalisyonun 19'uncu üyesi oldu. Buna karşılık Washington Office on Latin America'nın temmuz raporu, saldırılarda en az 221 ölüm saydı. Hak izleme kuruluşları ölenler arasında balıkçıların, yolcuların ve insan ticareti mağdurlarının bulunabileceğini söylüyor; hak örgütleriyle hukukçular saldırıları yargısız infaz olarak nitelendirip uluslararası hukuka aykırı buluyor. Bu karşıt iddialar arasında Uluslararası Ceza Mahkemesi herhangi bir soruşturma duyurmuş değil. Dolayısıyla mevcut haber, mahkemenin hükme vardığını değil, ABD'nin henüz başlamamış bir uluslararası incelemeye karşı ortaklarını siyasi olarak hizalamaya çalıştığını gösteriyor.[2]
İki harekât, ortak denetim açığı
Yemen ve Karayipler aynı askerî harekât değil; hedefleri, coğrafyaları ve hukuki tartışmaları farklı. Yine de iki haber, güç kullanımı ile kamusal denetimin zamanlamasında ortak bir mesafe ortaya koyuyor. Yemen'de resmî kurum, sivil kayıpları saldırılardan sonra ve Kongre'ye sunulan geriye dönük bir değerlendirmeyle saydı; başka olayların incelenmesi sürüyor ve taziye ödemesinin neden uygun görülmediği açıklanmadı. Karayipler'de ise ölüm sayıları bir sivil toplum kuruluşunun raporundan geliyor, kimlerin öldüğüne ilişkin kuşkular devam ediyor ve bakan, herhangi bir mahkeme soruşturması duyurulmadan önce ortaklarını yargı yetkisine karşı çıkmaya çağırıyor. Kaynaklar bu iki cephede aynı hukuki sonuca varmaya izin vermiyor. Buna karşılık ikisi de askerî gerekçelerin hızla ilan edildiği, sivil zarar ve yetki sorularının ise daha sonra ve tartışmalı kanallardan gündeme geldiği bir düzeni belgeliyor. Okur açısından temel ayrım da burada: resmî olarak savunulan amaç, kayıpların bağımsız değerlendirilmesi ve hukuki sorumluluğun belirlenmesiyle aynı şey değil; her biri ayrı kanıt ve ayrı süreç gerektiriyor.[1], [2]