İklim sinyalleri sistemin durumuyla yön değiştiriyor
Dağ ağaçları, Arktik yüzey suyu ve AMOC benzetimleri, iklim tepkisinin başlangıç durumuna bağlı olduğunu; yön, gecikme ve ölçüm sinyalinin aynı baskı altında değişebildiğini gösteriyor.
Bilim··Akşam
Aynı ısınma, ağaçları iki yöne ayırıyor
Nature Climate Change'te yayımlanan çalışma, 45 türe ait 121.743 bireyin ağaç halkası kayıtlarını, 102 türün yükselti kayması gözlemlerini ve 11 yaprak ile gövde su iletim özelliğini birleştirdi. İklime duyarlı türler ısınmayı izleyerek daha yüksek kesimlere hızla çıkarken, ısınma ve kuraklığa dirençli türler yamaç aşağı yayılmaya hazır görünüyordu. Araştırmacılar, su iletim özelliklerini bu yön ayrımının temel bir öngörücüsü olarak tanımlıyor. Türlerin yaklaşık üçte birinde kuraklık duyarlılığının yükseltiye bağlılığı zaman içinde değişti; yazarlar bunu iklim ile büyüme ilişkisinin dağ eğimleri boyunca yeniden düzenlenmesi olarak yorumluyor. Yarımküre ölçeğindeki veriler gözlemsel ve tasarım ilişkisel olduğu için özellikler hareketin nedeni olarak kurulmuş değil. Yine de çalışma, sıcaklık baskısının tek yönlü bir yükselti yanıtı üretmediğini gösteriyor: türün başlangıçtaki su taşıma düzeni, dayanıklılığı ve bulunduğu yükselti, aynı iklim eğiliminin hangi yöne çevrileceğini ayırıyor. Buradaki “durum”, tek bir ağacın kısa süreli koşulundan çok tür özellikleri ile dağ eğimindeki yerinin birleşimidir.[1]
Arktik'in dönüş yolu 120 ppm uzuyor
Nature Climate Change'teki ikinci çalışma, atmosferdeki karbondioksitin önce yükselip sonra düştüğü 8 Dünya sistemi modelini karşılaştırdı. Aragonite aşındırıcı Arktik yüzey suyu, karbondioksit ilk oluşum eşiğinin yaklaşık 120 ppm altına inene kadar varlığını sürdürdü. Doygunluk durumunun 1'in altına düşmesi aşındırıcı koşulu tanımlıyor ve kabuğunu aragonitten yapan kanatlı salyangozlar gibi besin ağının tabanındaki canlılara ek baskı getiriyor. Gecikmenin önerilen mekanizması deniz buzuyla bağlantılı. Buz, hava ile deniz arasındaki gaz alışverişini sınırlarken yüzeyde doğal bir çözünmüş inorganik karbon açığı tutuyor; karbondioksit yükseldiğinde bu açık aşınıyor, buz geri geldiğinde ise bütünüyle kurulmuyor. Bu nedenle yükseliş sırasında bir eşiği geçmek ile düşüş sırasında aynı değere dönmek aynı yüzey kimyasını vermiyor. Benzetimler politika öngörüsü değil, idealleştirilmiş yükselme ve düşme denemeleri. Buradaki 120 ppm de evrensel bir toparlanma sayısı olarak genellenemez. Bulgu, sistemin geçmişinin geri dönüş yolunu değiştirebildiğini ve toparlanmanın yalnızca dış baskının eski düzeyine gelmesiyle tanımlanamayacağını ortaya koyuyor.[2]
AMOC göstergesi üç rejimde farklı okunuyor
Nature Communications çalışması, Atlantik Meridyenel Devrilme Dolaşımı ile kutupaltı Kuzey Atlantik deniz yüzeyi sıcaklığı arasındaki bağın dolaşım gücüne göre üç rejimde işlediğini bildiriyor. Community Earth System Model benzetimleri ve çok modelli toplulukta güçlü dolaşım alışılmış iki kutuplu parmak izini üretiyor. Ara güçte kutupaltı sıcaklık sapmaları artıyor; zayıf dolaşımda Kuzey Atlantik sinyalleri azalıyor. Yazarlar bu ayrımı başlıca atmosferik ışınım süreçlerindeki değişime bağlıyor; okyanus süreçleri hava-deniz etkileşimi üzerinden dolaylı katkı veriyor. Duyarlılığın en yüksek olduğu yıl, zayıf rejime geçişin ve Kuzey Atlantik ısınma boşluğundaki azalmanın olası bir öngörücüsü olarak öneriliyor. Sonuç doğrudan gözlem dizisinden değil, model benzetimlerinden geliyor. Bu çalışma dolaşım-sıcaklık ilişkisini, ağaç yayılışını veya Arktik karbon kimyasını aynı mekanizmaya indirmiyor. Ölçekler de ayrıdır: tür ve yamaç, okyanus yüzey kimyası, havza çapında dolaşım. Ortak ders daha sınırlı: başlangıç durumu bilinmeden yön, toparlanma eşiği ve gösterge gücü tek bir düzgün tepki çizgisi gibi okunamaz.[3], [1], [2]