Elmas erimesi, müon sınırı ve nanomıknatıs yolu ölçümü daraltıyor
Lazer şoku elmas erimesini kuramla hizaladı; Fermilab müonun yasak özelliğine daha dar sınır koydu; dört nanomıknatısta geometri öngörülemezlik eşiğini buldu. Ayrı deneyler madde ve parçacık sınırlarını sıkıştırıyor.
Bilim··Gece
Elmas erime eğrisi yirmi yıllık boşluğu kapatıyor
Phys.org, küçük elmas örneklerinin yaklaşık 1 terapascal basınca, yani Yer'in merkezindeki basıncın kabaca üç katına şokla sıkıştırılmasının, ölçüm ile kuramın yüzde 20 dolayında ayrıştığı yirmi yılın ardından hesapla uyuşan erime sıcaklıkları verdiğini bildiriyor. Ölçümler University of Rochester'daki Laboratory for Laser Energetics'in Omega Laser Facility'sinde yapıldı; şok sırasında kristal yapı X ışını kırınımıyla okundu. Elmas tek bir şok altında erime anına kadar kristal kaldı; bu da daha önceki çalışmaların önerdiği ara faz geçişini ortadan kaldırıyor. Lawrence Livermore National Laboratory'den Marius Millot ve arkadaşları sonucu Nature Physics'te yayımladı. National Ignition Facility'deki füzyon kapsülleri elmastan yapılıyor ve veriler, biraz daha yavaş bir açılış şokunun kabuğu yine eritirken yakıtı sıkıştırmayı kolaylaştıracağını düşündürüyor; yazarlar öteki kayıp düzenekleri denetim altında tutulursa bunun enerji kazancını üçe katlayabileceğini hesaplıyor. Aynı eğri, Uranüs ile Neptün'ün içinde yağdığı düşünülen elmas yağmuru modellerini de sağlamlaştırıyor. Füzyon rakamı erime verisinden çıkarılan bir öngörü; ölçülmüş bir kazanç değeri değil. Bu hat, maddenin aşırı basınçta nerede faz değiştirdiğini laboratuvar ölçümüyle daraltıyor.[1]
Fermilab müonun elektrik dipol sınırını sıkılaştırıyor
Ayrı bir Phys.org haberi, Fermilab'da toplanan verinin dörtte birini kullanan Muon g-2 işbirliğinin müonun elektrik dipol momenti için bugüne kadarki en güçlü doğrudan sınırı bildirdiğini yazıyor: yüzde 95 güven düzeyinde 1,1 × 10⁻¹⁹ e·cm değerinin altında. Elektrik dipol momenti, parçacığın içinde yükün merkezden hafifçe kaymış durması demek olurdu ve bunun için zaman tersinmesi bakışımının bozulması gerekir. Standart Model buna saptanamayacak kadar küçük bir değer tanıyor; dolayısıyla ölçülebilir bir sonuç modelin dışını gösterirdi. Fizikçilerin bunu önemsemesinin nedeni, eksik bakışım bozulmasının maddenin karşı maddeden neden arta kaldığını açıklamaktaki boşluklardan biri olmasıdır. İşbirliği, saklama halkasında dönen müonların saldığı bozunma pozitronlarının dikey eğimini, izleme dedektörleriyle ve 2019 ile 2020'de alınan veriyle okudu. 10⁻¹⁹ e·cm biriminde −0,35 ± 0,39 olarak ölçülen değer sıfırla uyumlu ve Brookhaven'da konan sınırdan yaklaşık 1,5 kat daha dar. Sonuç arXiv'de bir ön baskı olarak duruyor ve hakem sürecini henüz tamamlamadı; ayrıca deneyin verisinin kabaca dörtte birini kullanıyor, dolayısıyla sınır daha da daralabilir. Bu hat, yasak bir parçacık özelliğinin nerede gizlenebileceğini istatistiksel bir tavanla sıkıştırıyor; elmas erimesini doğrulamaz.[2]
Dört nanomıknatısta geometri eşiği sonuçları ayırıyor
Üçüncü Phys.org raporu, Argonne National Laboratory'deki araştırmacıların dört nanomıknatıstan oluşan bir öbekte dizilimi artıdan kareye döndürürken enerjinin nasıl boşaldığını izlediğini ve birkaç son durumun eşit olasılık kazandığı bir orta nokta bulduğunu aktarıyor. Nanomıknatıslar bir kum tanesinden çok daha küçük ve sürekli akım olmadan bir durumu tutabiliyor; olağan elektroniğin harcadığının küçük bir bölümüyle çalışan bir hesaplama yolu olarak incelenmelerinin nedeni budur. Bu çalışmanın sorusu denetimle ilgili: bir öbeğin gevşerken izlediği yol yalnızca geometriyle belirlenebilir mi? Başyazar Hanu Arava, bu manyetik dizgelerde enerjinin nasıl hareket ettiğini tek başına geometrinin belirleyebildiğini söylüyor ve devrilme noktası dönüşün tam ortasında duruyor. Çalışma Communications Materials'ta yayımlandı. Yapı taşı olarak dört öge kullanıyor; aynı denetimi çalışan bir aygıtın gerektireceği binlerce öbeğe taşımak, bu çalışmanın çözmediği bir mühendislik sorunudur. Gece masasında elmas faz sınırı, müon dipol tavanı ve nanomıknatıs yolu ayrı deney hatlarıdır. Ortak dil, ölçümün ve kısıtlı çıkarımın maddenin nerede durum değiştirdiğini ve yasak özelliklerin nerede saklanabileceğini daraltmasıdır; bir sonucun ötekini kanıtladığı okuması kaynaklarda yoktur.[3], [1], [2]