Cumartesi günü okyanus, Copernicus ölçeğinde 21,1 dereceye çıktı; yüzen bitki adası metanı kesti
Copernicus, cumartesi günü küresel deniz yüzeyi sıcaklığını 21,1 santigrat derece ölçtü; 2024'teki 21,09 derecelik tepeyi aştı. Phillip Island'daki bitki adası lagün metanını kesti; sürülen çayırlar ise başka türden bitkilerle doluyor.
Bilim··Gece
Okyanus, ağustos sonunda 21,1 dereceye çıktı
Copernicus'un uydu kestirimlerine göre günlük küresel ortalama deniz yüzeyi sıcaklığı cumartesi günü 21,1 santigrat dereceye çıktı ve 2024'te ölçülen 21,09 derecelik önceki günlük tepeyi aştı. Bu ölçekteki sıcak su günleri normalde mart veya nisanda görülüyor. Copernicus'ta iklim alanının stratejik sorumlusu Samantha Burgess, ölçümü giderek artan baskı altındaki bir okyanusun açık işareti olarak niteledi ve El Niño'nun onlarca yıllık insan kaynaklı ısınmanın üstüne ısı eklediğini söyledi. National Oceanic and Atmospheric Administration bünyesindeki İklim Tahmin Merkezi, sonbahar ve kışın çok güçlü El Niño koşullarının görülme olasılığını yüzde 90'ın üzerinde tutuyor. Met Office, Hindistan'ın yaz muson yağışlarının şimdiden normalin epey altında seyrettiğini belirtiyor.[1]
Phillip Island'daki yüzen bitki adası lagün metanını kesti
Avustralya'nın güneydoğusundaki Phillip Island'da bir arıtma tesisinde iki yıl süren denemede, 330 metrekarelik yüzen sulak alan, karşılaştırma lagünüyle kıyaslandığında metan salınımını yüzde 66 oranına, karbondioksiti yüzde 36 oranına varan ölçüde azalttı; azot salınımı ise yüzde 18 düştü. Platform, Westernport Water arıtma tesisine kuruldu ve RMIT University, Westernport Water ile CSIRO tarafından incelendi. Lukas Schuster, azalmanın denemenin dördüncü ayında belirginleştiğini söyledi. Yazarlar, suya sarkan bitki köklerinin besin maddelerini ve kirleticileri tüketen mikrobiyal toplulukları barındırdığını öne sürüyor. Deneme tek bir tesisi kapsıyor; yazarlar, rakamların genellenebilmesi için yaklaşımın başka lagün türlerinde sınanması gerektiğini belirtiyor.[2]
Bir kez sürülen çayır, başka türden bitkilerle doluyor
Altı kıtadan 742 bitki türünü karşılaştıran küresel bir çalışma, tarıma açılıp sonra kendi hâline bırakılan çayırların, hiç sürülmemiş çayırlardaki uzun ömürlü ve kuraklığa dayanıklı çok yıllıklar yerine hızlı büyüyen, daha boylu rakiplerle dolduğunu buluyor. Bir örnekte boy farkı 300 yıl sonra bile duruyordu. Michigan State University öncülüğündeki çözümleme, hiç tarıma açılmamış yaşlı çayırları farklı toparlanma evrelerindeki ikincil çayırlarla karşılaştırdı ve tür listelerinden çok bitki özelliklerine baktı. Lars Brudvig, yaşlı ve ikincil çayırlar arasındaki farkların dünyanın her yerinde tutarlı olduğunu söyledi. Ashish Nerlekar, bu bitkiler ürediğinde sonraki kuşağın aynısını yaptığını ve yitirilen yaşlı çayırın çabuk geri gelmediğini belirtti. Çalışma alanlar arasında karşılaştırmalı bir çözümlemedir ve tutarlı bir örüntü ortaya koyar.[3]