Roginolisibin ilk insan deneyinde günlük kullanımın güvenliği incelendi
Roginolisibin insanlarda ilk denemesinde, günlük kullanımın güvenliği ve hedef enzime etkisi değerlendirildi. İlk bölümde yirmi dört hasta, ikinci bölümde gözde başlayıp başka organlara yayılmış kanseri olan yirmi hasta yer aldı. Hakemli araştırma bağışıklık hücrelerinde de değişimler saptadı. Küçük ve karşılaştırma kolu olmayan bu deneyin ardından, klinik yararın daha büyük karşılaştırmalı çalışmalarda değerlendirilmesi gerekiyor.
Bilim··Gece
Erken evre kanser deneyinde günlük kullanım incelendi
Hakemli bir ilk insan deneyi, roginolisibi ilerlemiş kanseri olan hastalarda inceledi. İlacın geliştiricisi iOnctura, araştırmanın yayımlandığını kendi iletişim kanalı üzerinden duyurdu. Klinik araştırmanın başlıca sorusu güvenlikti.[1], [2]
Roginolisib, hücre büyümesinde ve bağışıklık hücrelerinin davranışında görev alan fosfatidilinozitol üç kinaz delta enzimini baskılıyor. İlk bölümde 24 hastada artan dozlar denendi. İkinci bölümde çoğu önceden tedavi görmüş 20 metastatik üveal melanom hastası yer aldı. Üveal melanom gözde başlayıp başka organlara yayılabilen bir kanser.[1]
Kan hücrelerinin yanıtıyla enzim baskılanması izlendi
Güvenliğin yanında ilaç düzeyleri, hedef enzimin baskılanması ve tümör yanıtları değerlendirildi. Kandaki bazofil hücrelerinde yapılan işlevsel test, bir yüzey proteininin uyarılmaya verdiği yanıtı izledi. Keşif niteliğindeki kan incelemelerinde düzenleyici T hücreleri azalırken etkinleşmiş bağışıklık T hücreleri arttı. Roginolisib, enzimin enerji molekülü bağlayan bölgesiyle yarışmak yerine enzimi etkin olmayan bir biçimde tutuyor.[1]
İncelenen hasta grubunda dozu sınırlayan toksisite görülmedi
Araştırmacılar dozu sınırlayan toksisite veya doz değişikliği gerektiren ilaçla ilişkili toksisite gözlemedi; ağır yan etkiler ise görüldü. Daha eski baskılayıcıların sürekli kullanımında toksisite sorunları yaşanmıştı. Küçük deney farklı kanserleri içeriyordu ve rastgele atanmış bir karşılaştırma kolu yoktu. Sağkalım bulguları keşif niteliğinde kaldı: hasta seçimi, önceki tedaviler ve tümör özellikleri sonuçları etkileyebilir. Klinik yararın değerlendirilmesi için daha büyük karşılaştırmalı deneyler gerekiyor.[1]