Plasentadan gelen GDF15, fare deneylerinde fetüsün büyümesini destekledi
Plasentada üretilen bir proteinin eksikliği farelerde fetüsün büyümesini kısıtlarken, deneysel bir uygulama hayvan modelindeki büyüme göstergelerini iyileştirdi. Hakemli tek çalışma, GDF15 proteininin karaciğerdeki bir sinyal yoluyla bağlantısını araştırdı; domuz yavruları ve hücreler de incelendi. Bulgular hayvanlardaki bir mekanizmayı açıklıyor. İnsan gebeliği açısından taşıdığı anlam ve olası tedavi yararı henüz bilinmiyor.
Bilim··Gece
Plasentadaki protein eksikliği büyümeyi kısıtladı
Yalnızca plasentada Gdf15 eksikliği oluşturulan farelerde fetüsün ağırlığı ve uzunluğu azaldı. Hakemli tek çalışma, anneyle fetüs arasındaki madde alışverişini sağlayan plasentanın ürettiği GDF15 proteinini araştırdı. Genetiği değiştirilmiş fareler, protein kısıtlı beslenme veya deksametazonla oluşturulan büyüme kısıtlılığı modelleri, domuz yavruları ve hücre deneyleri kullanıldı. Büyümesi kısıtlı farelerle domuz yavrularının plasentalarında GDF15 düzeyi daha düşüktü. Fetüsün dolaşımında da düşük protein düzeyleri gözlendi.[1]
Protein, karaciğerin büyüme yoluna ulaştı
İzleme deneyleri, plasentadan gelen GDF15’in fetüs dolaşımına geçip karaciğerde birikebildiğini gösterdi. Araştırmacılar proteini, hücre içindeki STAT3 sinyal yolu ve büyümede görev alan IGF2 üretimiyle ilişkilendirdi. Fetüs karaciğer hücrelerinde STAT3 engellendiğinde, GDF15’in IGF2 üretimini artıran etkisi ortadan kalktı. Anne kaynaklı GDF15’in katkısı da çaprazlama deneyleriyle araştırıldı. Bu proteinin annede bulunmamasının, fetüs ağırlığıyla fetüs dolaşımındaki protein düzeyine etkisi istatistiksel olarak anlamlı değildi.[1]
Gdf15 mesajcı RNA’sını taşıyan ve plasentaya yönlendirilen yağ parçacıkları, büyüme kısıtlılığı modelindeki farelerde fetüs ağırlığını, uzunluğunu ve ilgili göstergeleri iyileştirdi. Bu yaklaşımın insan gebeliğindeki güvenliği ve etkinliği henüz sınanmadı. GDF15’in plasentadan fetüse geçiş mekanizması da tam açıklanmış değil. Araştırmacılar, insanlarda anneyle fetüsün genetik özelliklerini büyüme ölçümleriyle birlikte inceleyen ileriye dönük çalışmalar öneriyor.[1]