Kan proteinlerinden hesaplanan puanlar kalp-damar riskini ayrıntılandırıyor
Hakemli bir kohort çalışması, atardamarlardaki kireçlenme ve boyun damarlarındaki plakların ilerlemesiyle ilişkili kan proteini puanları geliştirdi. Her puan 14 protein içeriyor. Sonraki değerlendirmede bu puanlarla kalp-damar hastalığı olayları arasında ilişki bulundu. Gözlemsel bulgular, geleneksel etkenlere ek risk bilgisi sağlanabileceğine işaret ediyor; klinik kullanım öncesinde daha büyük ve bağımsız örneklemlerde doğrulama gerekiyor.
Bilim··Sabah
Kan ölçümleri damar değişimleriyle ilişkili bulundu
Hakemli bir kohort çalışmasında, kan proteinleri belirti vermeyen damar sertliği hakkında ek bilgi sağladı. Araştırmacılar kandaki 117 proteini, kalbi besleyen koroner atardamarlardaki kalsiyum ve başa kan taşıyan karotis damarlarındaki plak görüntüleriyle birlikte değerlendirdi. Toplumdan seçilen 903 katılımcıda yaklaşık 6 yıl arayla ölçüm yapıldı. Araştırmacılar, 14 protein içeren puanlardan birini kireçlenmeye, diğerini plak ilerlemesine ayırdı. Bu tek çalışma, protein düzeylerini değiştiren bir deney yerine ölçümlerle sonraki hastalık arasındaki gözlemsel ilişkileri inceledi.[1]
İki puan ilerlemenin bir bölümünü yansıtıyor
Kireçlenme puanı, ilerlemedeki değişkenliğin yüzde 17,1’ini açıklarken plak puanında bu değer yüzde 18,4 oldu. Araştırmacılar daha sonra 1835 kişilik olgu-kohort örnekleminde kalp-damar hastalığı olayları değerlendirildi; ortanca izlem 10,4 yıldı. Puanlardaki her bir standart sapmalık artış, olay tehlike oranlarının 1,36 ve 1,38 olmasıyla ilişkiliydi. Bu değerler, daha yüksek puanın izlem sırasında daha yüksek olay hızıyla birlikte görüldüğünü anlatıyor. Gözlemsel tasarım, ilişkinin biyolojik mekanizmasını kesinleştirmiyor.[1]
Klinik doğrulama öncesinde risk grupları değişti
Protein puanlarının geleneksel risk etkenlerine eklenmesi, risk gruplarını değiştirdi. Başlangıçta orta riskli sayılanların yüzde 18,6’sı, 10 yıllık olay oranı yüzde 10,9 olan yüksek risk grubuna taşındı. Bu yer değiştirme, bir tedavi kararının yararını değil, risk sınıflandırmasını ölçüyor. Araştırmacılar daha büyük bağımsız örneklemlerde doğrulama istiyor. Ölçümlerin gündelik klinik araç olarak kullanılmasından önce, bu puanlarla yönlendirilen bakımın sağlık sonuçlarını iyileştirip iyileştirmediğinin belirlenmesi gerekiyor.[1]