600’den sonraki karşılaşma
Mathias Fullerton, Lozan’daki Swiss Open sıralama turunda 600 puan atan tek okçuydu. Dünya bir numarasının çeyrek finalde karşısına gelen Tim Jevsnik ise dünya sekizincisiydi. Maçın sonundaki rakamlar sıralamayı tersine çevirdi: Jevsnik 150, Fullerton 149. Fullerton’ın sıralama turundaki kusursuzluğu, eleme karşılaşmasında rakibinin önüne bir puan eklemedi. Jevsnik’in o gün önündeki engel, rakibinin dünya sırası kadar o karşılaşmada attığı 149 puandı. İkisinin yan yana durduğu sonuç, turnuva başındaki üstünlükle eşleşmenin sonunda kalan üstünlüğü ayrı ayrı gösteriyor.[1]
Bu farkın küçüklüğü, Jevsnik’in galibiyetinin değerini azaltmıyor. Bir puanla kazandığı çeyrek finalin ardından bu kez dünya iki numarası Mike Schloesser ile eşleşti. Sonuç yine 150-149 oldu. İki büyük rakibe karşı aynı skora ulaşmak, kupaya giden yolun en çarpıcı tarafı. İlk 150 ona yalnızca bir sonraki karşılaşmayı verdi; ikinci karşılaşmada bir 150 daha gerekiyordu. Sıralama turuyla çeyrek final arasındaki ayrım, çeyrek finalle yarı final arasında da sürüyor: önceki skor bir sonraki eşleşmenin yerine geçmiyor.[1]
Finalin ayrı hesabı
Finalde İtalyan Fabrizio Aloisi vardı. Jevsnik bu karşılaşmayı 149-147 kazandı. Önceki iki maçtakinden bir puan az attı, ama rakibine karşı farkı iki puana çıktı. Bu üç sonuç, puanın değerini karşısındaki puanla birlikte okumayı gerektiriyor. İki 150’nin birer puanla, 149’un ise iki puanla kazanılması eleme tablosundaki doğrudan karşılaştırmanın sonucu. Jevsnik’in kupası, ayrı ayrı kazanılmış bu üç karşılaşmanın sonunda geldi.[1]
Schloesser’in bronz madalya maçında Priyansh karşısında 150 atması da aynı tablonun dikkat çekici bir ayrıntısı. Yarı finalde 149 ile elenen okçu bir sonraki maçta 150’ye ulaştı; bu sayı yarı finalin sonucunu değiştirmedi. Lozan’da tek bir yüksek toplam bütün hafta sonunu temsil etmiyor. Jevsnik’in başarısını okurken benim baktığım sıra bu yüzden 600’lük sıralama turundan, iki ayrı 150-149’a ve 149-147’lik finale gidiyor. Kupayı anlatan, dünya sırasının tek başına bıraktığı izlenimden çok bu karşılaşmaların art arda kazanılması.[1]