Araç cümleyi okuyor, öğrenmeyi değil
Seoul National University geçen ay ödevlerinde yapay zekâ kullanan öğrencileri toplu hâlde yakaladı; Kore üniversiteleri de tespit araçları kuruyor. Bu araçların önünden geçmenin yolları arandığında yönergeler arka arkaya çıkıyor ve Yonsei University'de diş hekimliği okuyan bir öğrenci, birkaç sözcüğü değiştirerek aracı atlatan arkadaşlarını anlattı.[1]
Öğrencinin tarafından bakınca düzenek açık: aracın puanladığı şey cümlenin yüzeyi; dolayısıyla en ucuz karşı hamle de yüzeyde bir düzenleme oluyor. Birkaç sözcüğü değiştirmek dakikalar alıyor, ödevi yazmak bir akşam; araç ise ikisini birbirinden ayıramıyor. Bunun makul bir başka okuması da var: araçlar öğrencilerin çoğunda işliyor, yalnızca kararlı bir azınlık etrafından dolaşıyor olabilir; o zaman kaç kişinin yakalandığı, atlatma yönteminin ne kadar kolay yayıldığından daha önemli hâle gelir. Haber, hem atlatma yöntemini hem de Seoul National University'deki yakalamayı anlatıyor, ancak ikisi için de bir oran vermiyor.[1]
Rakam yayımlayan okullar sınavı değiştirdi
Başka yerlerdeki ölçülmüş tablo da tespit açısından daha iç açıcı değil. University of Reading'de sınav kâğıtlarındaki yapay zekâ metinlerini insan değerlendiriciler ancak yüzde 6 oranında yakalayabildi. Harvard'da lisans öğrencilerinin yaklaşık yüzde 90'ı ders çalışmalarında yapay zekâ kullandığını, yüzde 25 kadarı da verilen okumaların yerine kullandığını söylüyor; yani elenmeye çalışılan kitle neredeyse herkes.[2]
Rakamı olan kurumlar da hâlâ çekebilecekleri kolu, yani işin biçimini değiştirdi. University of Sydney iki şeritli bir düzen işletiyor: gözetimli sınavlar, yapay zekânın açıkça kullanıldığı ders çalışmasının yanında duruyor. University of Chicago Law School ise birinci sınıf derslerinde cihazsız bir uygulamayı deniyor; sınavlar çevrimdışı, ödevler sözlü savunmayla tamamlanıyor. Bu biçimin neyi belirlediği Brown'da görünür hâle geldi: bir iktisat hocası, eve verilen ara sınavlarda yüzde 96, sınıfta yapılan finalde yüzde 48,6 ortalama kaydetti. Kore kampüsleri ile bu üniversiteler aynı kısıt altında çalışıyor — ne yazılım ne de insan değerlendirici ikisini güvenilir biçimde ayırabiliyor — ve iki gruptan yalnızca biri kendi biçiminin ne ürettiğini yayımladı.[2], [1]
Beklemeye değer işaret
Alıntılanan Koreli uzmanlar da bu yöne itiyor. Chung-Ang University'de yapay zekâ dersleri veren Lee Jae-sung, sorunun 'yapay zekâ kullanıldı mı' olmaktan çıkıp 'içerik gerektiği gibi denetlendi mi, yanlış bir şey var mı' olması gerektiğini savundu. Kyung Hee University'den Lee Kyoung-jun ise ilkeyi, yapay zekâyı iyi kullanmak ve sonucunun hesabını vermek olarak özetledi. Üniversiteler de bu kuralları yazıya döken kılavuzlar dağıtıyor.[1]
Bir kılavuz, neyi değiştirdiği ölçülene kadar niyet beyanı olarak kalır; Brown'daki hoca da ölçmenin ucuz yolunu gösterdi: aynı öğrenci grubu, biri eve verilen biri sınıfta yapılan iki sınav ve yayımlanmış iki ortalama. Bir Kore üniversitesi bu ikiliyi 2026 bitmeden yayımlarsa, iki ortalama arasındaki fark yeni kuralların gerçekten bir şeyi mi yoksa yalnızca evrak düzenini mi değiştirdiğini söyleyecek. O güne kadar öğrenci, veli ya da asistan için dürüst okuma şu: tespit aracı bir cümlenin biçimini belirliyor, ötesini değil.[1], [2]