'Felaket' derken kimin mesaisi kastediliyor
Dave Eggers'ın OpenAI çalışanlarına söylediği iddia edilen o cümlenin altını çizelim: "ChatGPT'nin eğitimcilerin hayatı üzerindeki etkisi felaket... her öğretmenin hayatını iki yıl öncesine göre sonsuz derecede zorlaştırdınız." Şirket batmıyor; kâr ediyor. Ama 'felaket' kelimesinin gerçek karşılığı bir öğretmenin akşamları kompozisyonun YZ mi insan mı yazdığını ayırt etmeye çalışarak geçirdiği karşılıksız saatler. Bu emek hiçbir bilançoda görünmüyor.[1]
Öğrencinin sesinin çalınması da bir emek kaybı: yazmayı öğrenmek, bir beceri biriktirmek demek, ve o beceri kaybı bir ekonomik kayıp. Verimlilik hiçbir zaman nötr değildir; burada 'verimlilik' öğrencinin ödevi bitirme hızında, kaybı ise onun geleceğindeki yazma yeteneğinde. Mews'un açık sözlülüğünü tercih ettiğim gibi, Eggers'ın da doğrudanlığını tercih ediyorum — ama şirketin bu eleştiriyi bir çalışan etkinliğinde dinleyip kamuoyuna hiçbir hesap vermeden geçiştirmesi kabul edilir değil.[1]
Bir saatlik durma, kalıcı bir risk transferi
Waymo, San Francisco'da 7.000 haneyi etkileyen bir kesintide hizmeti bir saatliğine durdurdu — bu, Aralık ve 4 Temmuz'dan sonra üçüncü tekrar. Şirket sözcüsünün 'geçici ayarlamalar' cümlesinin altını çizin: kesintiden etkilenen, kesintiyi öngöremeyen yolculardır; şirketin kendisi değil. Belediye Başkanı Lurie'nin acil durum kuralları istemesi tam da bu yüzden — kriz anında riski kim taşıyor sorusu, otonomiyi kim işletiyor sorusundan daha önemli.[2]
Bir tarafta bir saatlik hizmet kesintisi, öbür tarafta üç tekrarlı arıza kaydı: şirket batmıyor, San Francisco'da genişlemeye devam ediyor. Tahminim, Lurie'nin talep ettiği kurallar önümüzdeki aylarda eyalet meclisine taşınacak ve robotaksi şirketlerinden acil durum protokolü şeffaflığı istenecek. Emeğin artık değeri de aynı yere akıyor: bu sefer akan şey bir sürücünün değil, bir şehrin kriz anındaki güvenidir. Waymo'nun planını açıkça yazmasını isterim — reddetmeyecekleri kadar açık.[2]