Kent, Avustralya’da denge faizinin yükseldiğine işaret etti
Avustralya Merkez Bankası yöneticisi Christopher Kent, ekonomiyi ne hızlandıran ne de yavaşlatan denge faizinin yükseldiğine ilişkin bulgular olduğunu söyledi. Sidney’deki konuşmasında faizlerin tasarruf, borçlanma, varlık değerleri ve döviz kuru üzerinden etkisini sürdürdüğünü anlattı. Denge faizinin doğrudan gözlenememesi, para politikasının yeterince sıkı olup olmadığı değerlendirmesini güçleştiriyor. Konuşma yeni bir faiz kararı içermiyor.
Ekonomi ve Piyasalar··Sabah
Yükselen denge faizi sıkılık değerlendirmesini güçleştiriyor
Avustralya Merkez Bankası’nın mali piyasalardan sorumlu başkan yardımcısı Christopher Kent, ülkede ve yurt dışında denge faizinin yükseldiğine ilişkin makul bulgular olduğunu söyledi. Kent, 19 Ekim’de Sidney’de Commonwealth Bank’ın Küresel Piyasalar Konferansı’nda konuştu. Ekonomiyi ne hızlandıran ne de yavaşlatan varsayımsal düzey olan denge faizi doğrudan gözlenemiyor. Bu yüzden tahminler, para politikasının ne kadar sıkı olduğunu değerlendirirken belirsizlik taşıyor.[1], [2]
Kent’e göre politika faizi ve beklenen seyri, merkez bankasının merkezi denge faizi tahmin aralığının üst ucuna yakın. Bu durum, para politikasının bir ölçüde sıkı olduğuna güven veriyor. Ancak Kent, bu sıkılığın yeterli olup olmadığı sorusunun açık kaldığını belirtti. Tahminlerin önemli belirsizlik taşıdığını vurguladı. Konferanstaki değerlendirme, mevcut politikanın etkisi üzerineydi; yeni bir faiz kararı açıklanmadı.[2]
Tasarruf ve döviz kuru faizlerin etkisini taşıyor
Kent, faizlerin ekonomiye aktarılmasını sağlayan temel yolların çalışmayı sürdürdüğünü söyledi. Daha yüksek faizler tasarrufu ve borcun daha hızlı ödenmesini özendirebiliyor; konut piyasasını, hane varlıklarının değerini ve döviz kurunu etkiliyor. Kent’e göre para politikasının etkisinin belirgin biçimde değiştiğine dair bir neden bulunmuyor. Konut kredisi taksitleri üzerindeki doğrudan baskı, faizlerin ekonomi üzerindeki etkisinin yalnızca bir bölümünü oluşturuyor.[2]
Konut kredilerine bağlı denkleştirme hesapları ve yeniden çekilebilen birikimler, bazı hanelerin nakit akışı üzerindeki ilk baskıyı hafifletebiliyor. Kent, bu birikimlerin zaten bir güvence sağlamak için oluşturulduğunu anlattı. Tasarruflar hesaba katıldığında hanelerin net borcu, toplam borcun düşündürdüğünden daha düşük ve daha istikrarlı kalıyor. Kent ayrıca güçlü Avustralya dolarının, yakıt dahil ithal ürünlerin yerel para cinsinden bedelini azaltabildiğini belirtti.[2]
Yatırımlar ve gecikmeli etkiler değerlendirmeye giriyor
Kent, yapay zekâ altyapısına yönelik yatırımların ve kamu harcamalarının denge faizini yukarı itebileceğini anlattı. Nüfusun yaşlanması ve uzun dönemli üretkenlik gelişmeleri ise başka yönde etkili olabiliyor. Kent, denge faiziyle yatırımcıların uzun vadeli borcu tutmak için istediği ek getiriyi de ayırdı. Bu ek getirinin artması, aynı politika faizi düzeyinde mali koşulları sıkılaştırabiliyor. İki etken, para politikasının sıkılığı üzerinde farklı yönlerde çalışıyor.[1], [2]
Kent, konut kredilerindeki büyümenin, konut fiyatlarının, satış hareketliliğinin ve konut yatırımlarına ilişkin öncü göstergelerin zayıfladığını belirtti. Buna karşılık işletme kredileri, veri merkezlerinin ötesine geçen bir güç taşıyor. Para politikası da uzun ve değişken gecikmelerle işliyor. Merkez bankası, önceki faiz değişikliklerinin ekonomiye ne ölçüde yansıdığını değerlendirmek için modellerden ve aktarımın ilk aşamalarındaki göstergelerden yararlanıyor.[2]