Eigen RadarJeopolitik
Analiz

Lübnan'ın iki gündemi: Roma görüşmeleri ve sonuçlanmayan liman dosyası

Roma'daki çekilme görüşmeleri ilerlerken Beyrut liman patlaması dosyasının altıncı yılda da sonuçlanmaması, Lübnan'ın dış güvenlik ile iç hesap verebilirlik yüklerini yan yana getiriyor.

Jeopolitik··Akşam
Yıpranmış bir rıhtımda donatısı açığa çıkmış hasarlı beton silo kabuğu; ileride deniz kenarında yanları açık, boş bir toplantı pavyonu.

Yedinci tur pilot bölgeleri somutlaştırıyor

ABD arabuluculuğundaki İsrail-Lübnan görüşmelerinin yedinci turu Roma'da başladı ve programın üç gün sürmesi planlandı. Al Jazeera'nın haberine göre gündem, İsrail'in çekileceği yeni pilot bölgelerin belirlenmesini ve ilk pilot bölge Zavtar el-Garbiye için Lübnan ordusunun konuşlanma planının tamamlanmasını kapsıyor. Bint Cübeyl ile Hıyam, yeni bölgeler için olası yerler arasında anılıyor. Bu düzenleme, 26 Haziran'da üzerinde uzlaşılan çerçevenin uygulama ayağını oluşturuyor. Lübnan heyetinde Washington eski büyükelçisi Simon Karam, görevdeki büyükelçi Nada Muavad, Tuğgeneral George Rızkallah, hukuk danışmanı Antoine Sfeir ve arazi ölçüm uzmanı Necib Messihi bulunuyor; İsrail'i üst düzey siyasi ve askerî yetkililer temsil ediyor. Haberde Hizbullah'ın Roma görüşmelerine katıldığına ilişkin bir bilgi bulunmuyor. Müzakereler, İsrail'in Lübnan içinde 10 km'lik “Sarı Hat” diye tanımlanan tampon şeridi elinde tuttuğu ve habere göre ülkenin beşte birine yakınını işgal ettiği bir ortamda yürütülüyor. Martta çatışmaların yeniden başlamasından bu yana 4.000'den fazla kişi öldü, bir milyondan fazla kişi yerinden oldu. Başbakan Benyamin Netanyahu, tampon bölgenin Hizbullah silah bırakana ve tehdit sona erene kadar tutulacağını söyledi. Böylece Roma turu, köy adları ve ordu konuşlanması üzerinden ilerleyen somut bir uygulama pazarlığına dönüşürken çekilme, silahsızlanma ve güvenlik koşulları aynı masanın çevresinde kalıyor.[1]

Liman dosyasında altıncı yıl

Beyrut, liman patlamasının altıncı yılını soruşturma hâlâ bir hükme ulaşmadan andı. Limanda depolanan amonyum nitratın 4 Ağustos 2020'de patlamasında 200'den fazla kişi öldü. Al Jazeera, yargı bağımsızlığı sözü veren yönetim değişikliklerine karşın dosyada hesap sorulmadığını, ailelerin ise yetkililer üzerindeki baskıyı sürdürdüğünü bildirdi. Yıl dönümü, ülkenin güneyde yeni bir yıkım dalgasıyla uğraştığı döneme denk geldi. Haberde aktarılan Dünya Bankası tahminine göre 2024'teki tırmanma 11 milyar dolar kayba denk geliyor; yeniden imar faturası 20 milyar dolar düzeyine çıkabilir. Son çatışma bir milyondan fazla kişiyi yerinden etti. Bu yük, 2019'da çöken ve mevduat sahiplerinin birikimlerine hâlâ erişemediği ekonomi üzerinde birikiyor. Habere göre yeniden imar yardımı Hizbullah'ın silah bırakması için baskı aracı olarak kullanılıyor. Ateşkes, çatışmaların yeniden başlamasına karşı güvence vermiyor ve anlaşma İsrail'in çekilmesi için bir takvim belirlemiyor. Güneydeki el-Mansuriye belediyesinin başkanı Haydar Mudayhi de insanların ulaşmaya çalıştığı bölgelere her girişimde İsrail güçlerinin ses bombası attığını söyledi. Liman soruşturmasının sonuçsuzluğu yalnızca geçmişteki patlamanın yıldönümüne ait bir başlık olarak kalmıyor; ailelerin adalet istemi, yeni çatışmanın yerinden ettiği insanlar, imar gereksinimi ve mevduat sahiplerinin süren sıkıntısı aynı devlet kurumlarının önünde buluşuyor.[2]

Dış güvenlik ile iç hesap verme yükü

İki gelişme, Lübnan devletinin eşzamanlı fakat farklı nitelikteki sorumluluklarını gösteriyor. Roma süreci, haziranda kabul edilen çerçeveyi belirli yer adlarına ve Lübnan ordusunun sahadaki konuşlanmasına çeviriyor. Bu süreçte hükümet temsilcileri, askerler, hukuk danışmanı ve arazi ölçüm uzmanı bir uygulama planı üzerinde çalışıyor. Buna karşılık Hizbullah'ın görüşmelere katıldığı bildirilmiyor ve İsrail'in tampon bölgeyi silahsızlanma ile tehdit koşullarına bağlayan tutumu, pilot bölgelerin daha geniş anlaşmazlığı henüz çözemediğini ortaya koyuyor. Beyrut'taki yıl dönümü ise devletin içeride tamamlayamadığı işi görünür kılıyor: Patlamada yakınlarını kaybeden aileler altı yıl sonra hâlâ bir hüküm bekliyor. Güneydeki yeni yıkım, yerinden edilme ve imar gereksinimi bu beklentiyi ortadan kaldırmıyor; tersine, kamu kurumlarının aynı anda güvenlik, adalet ve ekonomik toparlanma alanlarında çalışması gerektiğini belirginleştiriyor. Roma'da görüşülen ordu konuşlanması dış çatışmanın yönetimine, liman soruşturması ise iç hesap verebilirliğe ilişkin. Aralarında doğrudan bir neden-sonuç bağı kurmak gerekmiyor. Birlikte okunduklarında Lübnan'ın önündeki devlet kapasitesi sorununu somutlaştırıyorlar: Hükümet bir yandan çekilme bölgelerini uygulamaya, diğer yandan geçmişteki büyük bir yıkımın sorumlularını belirleyecek hukuk sürecini sonuçlandırmaya çalışıyor. Her iki başlığın da odağında, kararları sahada ve mahkemede uygulayacak kurumların güvenilirliği bulunuyor.[1], [2]

Kaynakça

  1. Haber kaynağıAl Jazeeraİsrail-Lübnan görüşmelerinin yedinci turu Roma'da pilot çekilme bölgeleri üzerine başladı↩1↩2
  2. Haber kaynağıAl JazeeraBeyrut, liman patlamasının altıncı yılını dosya hâlâ sonuçlanmadan andı↩1↩2