UPI, Al Jazeera ve BBC News haberleri; Güney Kore’deki günlük kaydı iddiaları, İsrail’deki seçim kaygısı ve Ekvador’daki suikast suçlamaları üzerinden üç ayrı kurumsal baskıyı gösteriyor.
Jeopolitik··Sabah
Güney Kore’de iddia ve meclis soruşturması
Güney Kore’deki tartışma, seçim komisyonunun günlük kayıtları ve oy verme günü yaşanan aksaklıklar çevresinde ilerliyor. Halkın Gücü Partisi milletvekili Ju Jin-woo, Ulusal Seçim Komisyonu’nun günlük kayıtlarını incelemesinde 117 yerde şüpheli durum bulduğunu söyledi. Verdiği dağılıma göre bunların 47’si 3 Haziran yerel seçimleri, 26’sı 2025 cumhurbaşkanlığı seçimi, 44’ü ise 2024 parlamento seçimiyle ilgiliydi. Ju, bazı seçmen sayılarının gerçek saatinden en az 90 dakika önce girildiğini öne sürdü. UPI, bu iddiaların oy toplamlarının değiştirildiğini gösteren bağımsız bir kanıt olarak doğrulanmadığını açıkça belirtti. Bunun yanında gerçek bir kurumsal soruşturma süreci yürütülüyor: Meclisin özel komisyonu pazartesi günü üçüncü oturumunu yapacak ve eski komisyon başkanı Roh Tae-ak ile vekâleten başkan Wi Cheol-hwan’ın da aralarında bulunduğu 29 tanığı dinlemeyi tasarlıyor. Soruşturma, 3 Haziran’da Seul’ün Songpa ilçesi dahil bazı sandıklarda oy pusulasının yetmemesi üzerine başladı; ortak polis ve savcılık ekibi komisyon bürolarında arama yaptı. İddiaların kapsamı ile soruşturmanın varlığı aynı şey değil: biri bir milletvekilinin yorumu, diğeri resmî kurumların sürdüğü inceleme.[1]
İsrail’de ölçülen güven kaygısı
İsrail’deki haber, kanıtlanmış bir seçim usulsüzlüğünden çok seçmen kaygısını ve siyasetçilerin uyarılarını anlatıyor. Al Jazeera’nın aktardığı Israel Democracy Institute anketinde Yahudi İsraillilerin yüzde 70’i, 27 Ekim’de yapılacak oylamanın dürüstlüğü konusunda kaygılı olduğunu belirtti. Aynı ankette ülkenin demokratik geleceğine umutla bakanların oranı yüzde 43’tü. Bu sayılar bütün İsrail toplumunun görüşü diye genellenemez; anket özeti özellikle Yahudi İsraillileri tanımlıyor. Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, temmuz ortasında televizyondan yayımlanan konuşmasında olası müdahale ve şiddet konusunda uyardı. Muhalefet lideri Yair Lapid ile eski başbakan Ehud Olmert de benzer kaygılar dile getirdi; Hadaş milletvekili Ofer Cassif şiddetin şimdiden yaşandığını söyledi. Haberde ayrıca Merkezi Seçim Komitesi bütçesinde kesinti, bakımevlerinde oy kullanma olanağının genişletilmesine karşı çıkılması ve seçim gününden önce Ben Gurion Havalimanı’ndan uçuşların sınırlandırıldığı yönündeki iddialar yer aldı. Bunların bir bölümü uyarı, bir bölümü anket sonucu, bir bölümü de haberin aktardığı siyasi iddialar. Birlikte okunduklarında ekim oylaması öncesindeki güven ortamını anlatıyorlar; seçim sonucuna müdahale edildiğini kanıtlamıyorlar.[2]
Ekvador’da suçlama yargı önünde
Ekvador’daki dosya ise geçmiş bir seçim kampanyası sırasında işlenen cinayetle ilgili ceza soruşturmasında yeni bir aşama. Savcılar, yolsuzluk karşıtı milletvekili Fernando Villavicencio’nun 2023 seçiminden günler önce Quito’daki kampanya etkinliğinde vurularak öldürülmesinde dolaylı rol oynadıkları gerekçesiyle eski İçişleri Bakanı José Serrano ve 6 kişi daha hakkında suçlama yöneltti. Sanıklar arasında Los Lobos çetesinin başındaki, Pipo adıyla bilinen Wilmer Chavarria da bulunuyor. BBC News, Başsavcılığın adları cumartesi günü açıkladığını ve Interpol kırmızı bültenleri istediğini bildirdi. Serrano ile Xavier Jordán ABD’de, eski milletvekili Ronny Aleaga Venezuela’da, Chavarria ise iade talebi sürerken İspanya’da bulunuyor. Cinayetle ilgili 5 kişi 2024’te hapis cezası aldı; yeni suçlamalar ayrı bir yargı aşamasında. Duruşma öncesi oturumlar sürüyor ve davanın açılıp açılmayacağına bir yargıç karar verecek. Bu nedenle suçlama, mahkûmiyet anlamına gelmiyor. Üç ülkedeki baskılar da birbirine denk sayılmamalı: Güney Kore’de doğrulanmamış günlük kaydı iddiaları ve resmî inceleme, İsrail’de anketle ölçülen kaygı ve siyasi uyarılar, Ekvador’da ise bir adayın öldürülmesine ilişkin ceza suçlamaları söz konusu.[1], [2], [3]